Block title
Block content

Makbul bir insan hakkında, en büyük bir İhsan-ı İlahi ona ihsanını ihsas etmemektir, demişti bir ağabey. Ama Şualarda, Cenab-ı Hak enaniyetli kullarına ihsanını ihsas ettirmez, diye geçiyordu. Burayı açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, makbul bir insan hakkında en mühim bir ihsan-ı İlâhî, ihsanını ona ihsas etmemektir -tâ niyazdan naza ve şükürden fahre girmesin."(1)

"Evet, bir ehemmiyetli ihsan-ı İlâhi, ihsanını, enâniyetini bırakmayana ihsas etmemektir -tâ ucub ve gurura girmesin."(2)

Her iki cümle de aynı manaya işaret ediyor. Şöyle ki:

Cenab-ı Hak ihsan ve ikramı eseri olarak, nefsini tam terbiye edememiş bazı kullarına karşı ihsan ve ikramını hissettirmiyor, ama ihsan ve ikramı da devam ediyor.

Hissettirmemesinin sebebi kul ucb ve gurur gibi manevi hastalıklara düşmesin. Nefsini tam ıslah ve terbiye edememiş kullar da  o ikram ve ihsanı kendinden bilmek ve haksız sahiplenip gurura düşme tehlikesi var olduğundan,  nimet ve ikram, üzerinde var olduğu halde ya göremiyor ya da gösterilmiyor. İşte bu da ayrı bir ihsan-ı İlahi oluyor. Bazı zatların velayet mertebesine çıkmasına rağmen, kendinin veli olduğunu bilmemesi ya da bildirilmemesi buna misal olarak verilebilir. 

İnsandaki enaniyet, yani benlik damarı çok sinsi ve tehlikeli olmasından ve bu gibi damarları terk etmek ya da ıslahı zor olmasından dolayı Allah ihsan, ikram ve şefkati gereği onu muhafaza ediyor.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Dokuzuncu Kısım.
(2) bk. Şualar, On Üçüncü Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...