Block title
Block content

"Mâlûmdur ki, dahilden harice süzülen cüz-ü ihtiyarî mizanıyla, ihtiyaç derecesiyle, kabiliyetin müsaadesiyle, hâkimiyet-i Esmânın nizam ve tekabülüyle feyz alınabilir." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Kader, herşeye bir miktar ve o miktara göre bir kalıp vermiştir. Feyyaz-ı Mutlaktan aldığı feyze olan kabiliyeti o kalıba göredir. Mâlûmdur ki, dahilden harice süzülen cüz-ü ihtiyarî mizanıyla, ihtiyaç derecesiyle, kabiliyetin müsaadesiyle, hâkimiyet-i Esmânın nizam ve tekabülüyle feyz alınabilir. Maahaza, şemsin azametini bir kabarcıkta aramak, akıllı olanın işi değildir."(1)

Allah’ın her bir ismi insanın fıtratında tecelli edeceği zaman, belli bir miktar ve kalıp ile tecelli eder. Çünkü bir isim insan mahiyetini zapt ederse, yani sadece kendi mana ve hakimiyetini kurarsa, diğer isimlere meydan kalmaz. Bu yüzden isimler insan mahiyetinde bir mizan bir ahenk dahilinde tecelli ederler.

Öyle ise insan isimler noktasından mutlak feyze kabil ve muhit değildir. Her bir isimden bir tutam alır ve o tutam ile Allah’ı tanır. "Hâkimiyet-i Esmânın nizam ve tekabülüyle feyz alınabilir." ifadesi bu inceliğe işaret ediyor.

Şayet bir isim insan mahiyetinde mutlak tecelli edip insana muhit bir kabiliyet vermiş olsa idi, o zaman feyizde idrakte mutlak olurdu. İnsan Allah’ın her ismini mahdut olarak tanır, ama o isimlere mutlak ve muhit olarak idrak edemez.

“Maahaza, şemsin azametini bir kabarcıkta aramak, akıllı olanın işi değildir." İnsan her ne kadar Allah’ın en büyük bir eseri en mükemmel bir sanatı en azam bir mazharı olmuş olsa da mutlak isimlerin mutlak azametine mutlak bir ayna olamaz.

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Zerre.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Zerre | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 928 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...