Block title
Block content

"Malûmdur ki, medenî insanlarca malûm ve me'luf pek çok ilimler, sıfatlar, fiiller vardır ki, bedevilerce meçhul olur ve o gibi şeylerden haberleri yoktur..." Bu nükteyi izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Üçüncü Nükte: Malûmdur ki, medenî insanlarca malûm ve me'luf pek çok ilimler, sıfatlar, fiiller vardır ki, bedevilerce meçhul olur ve o gibi şeylerden haberleri yoktur. Binaenaleyh bilhâssa geçmiş zamanlardaki bedevilerin ahvalinden bahsetmek isteyen bir adam, hayalen o zamanlara, o çöllere gidip onlar ile görüşmelidir. Zira onların ahvalini ezberden, onları görmeden muhakeme etmekle istediği malûmatı elde edemez."(1)

Bu paragrafın kısa bir meali:

Peygamber Efendimiz (asm), hem ümmi hem de kapalı bir toplum olan bedeviler arasında doğup yaşadı. Dolayısı ile bilimsel ve tarihi bilgilere vakıf olması ve ona göre konuşması pek mümkün değildi.

Ama mazhar olduğu Kur’an değil, o zamanın bilimsel ve tarihi gerçeklerini ta ezelden ebede kadar her şeyi görüyor ve doğru bir şekilde haber veriyor. O zaman ya Hazreti Muhammed (asm) çok akıllı ve birikimli birisi olduğu için -haşa- Kur’an’ı kendi uydurdu diyeceksin ki bu mümkün değil, çünkü o ümmi ve kapalı bir tolumda yetişti. Ya da Kur’an Allah’ın kelamı diyeceksin üçüncü bir ihtimal yok.

Yani Hazreti Muhammed (asm) gibi okuma yazma bilmeyen birisinin, iki bin yıl önce yaşanmış olayları en ince ayrıntısına kadar beliğ ve doğru bir şekilde haber vermesi, zeka ve birikim ile izah edilemez. O zaman çaresiz onun peygamber olduğunu, kendinden değil vahiy ile konuştuğunu tasdik edeceksin.

(1) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 23-24. Ayetlerin Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: 23-24. âyetin tefsiri | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 312 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...