Block title
Block content

Mana-yı hakikînin bir sikkesi olmak gerektir. O sikkeyi teşhis eden, makasıd-ı şeriatın müvazenesinden hasıl olan hüsn-ü mücerreddir.. Cümlesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Mana-yı hakikînin bir sikkesi olmak gerektir. O sikkeyi teşhis eden, makasıd-ı şeriatın müvazenesinden hasıl olan hüsn-ü mücerreddir."(1)

Burada ehli zahir olan ve hayalini kainata mühendis tayin eden hurafeciler takımının bakış açısında, kainatta Allah’ın varlığına ve birliğine işaret eden  nihayetsiz delil ve ispatlar lüzumsuz ve israf gibidir. Zira bu takım, akıl ve kalplerini hayal ve hikaye ile bozdukları için, kainattaki mücerret olan delillerden zevk alamazlar, onların nazarında bu sayısız delil ve burhanlar fuzuli gibi durur. Akıl ve kalbi hikaye ve hurafede bozulmuş ve boğulmuş bir adam için, sanat ve delil bir şey ifade etmez, hatta onun nazarına göre; Allah, kainatta haşa ispat ve sanatta israfa kaçmış, gereksiz bir teşhir ve ilanda bulunuyor gibi durur.

Bu zahirperest insanların nazarı sürekli olarak kainattaki ince ve hassas dengeleri hurafeye yatkın hayalleri ile bozarlar. Mesela; kulağın yüz içindeki tabi ve güzel boyutlarını beğenmez, bozuk hayali ile yerine on metre uzunluğunda bir kulak hayal eder ve oradaki denge ve ahengi ifsat eder. Aynı zamanda oradaki müthiş orantı sanatının üstünü mizansız hayali ile örter. Hatta hissi olarak; Allah’ı, zevksiz ve cimri olarak nitelendirir. Halbuki her azanın boyutu genel vücut dengesi içinde mükemmel bir tasarımdır. Ama cahil zahirperest, bunu bozuk ve hurafeci hayali ile okuyamaz. Yani oradaki soyut güzelliği idrak edemez.

Aynı mana; Kur'an ve hadis için de geçerlidir. Kur'an’ın zikretmiş olduğu kıssaları hisse için değil de, hikaye olarak algılayan zahirperestler nazarında; Kur'an haddinden fazla mücerret ve latiftir. Bu yüzden cahil ve hikayeciler, Kur'an ve sünnette derin ve keskin manaların anlaşılması için getirilen temsillerin mesajına değil, kabuk hükmünde olan temsile dikkat kesilir. Ölçüyü hikaye olarak alınca, Kur'an’ı da hikaye kıstasları ile değerlendiriyor, böyle olunca Kur'an’ı hikaye yönünden fakir görüyor, delil ve ispat yönünden ise; müsrif olarak görüyor.

Özet olarak;
hayal ve hikayeye meftun olan nazar ve ölçüye göre; Allah’ın sanatında ispat, israf derecesindedir. Nazarında hikmet ve istikamet olan birisine göre ise; sanattaki ispat harika ve mükemmel bir denge ve ahenk içindedir. Şeriatın güzelliği denge ve ölçüsündendir. Yoksa ziyade ve abartılı bir üslupta değildir. Hüsn-ü mücerred Kur’an’ın eşsiz üslup dengesinden hasıl olan beyan güzelliğidir.

(1) bk. Muhakemat, Birinci Makale.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...