Block title
Block content

"Mana-yı murad budur." Yani manası açık değilse içtihad edilebilir. Fakat muhkemattan olan ayetler nasıl içtihada açık olabilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İkinci Kaziye doğrudan muhkemlikle ilgili değil, ayetlerin hata ve yanlıştan pak ve temiz olması ile ilgilidir. Sizin ifade ettiğiniz "muhkemlik" meselesi Üçüncü Kaziyenin bir şubesidir. Yani Allah’ın açık seçik ifade ettiği bir şeyi kimse tevil ve tabir ile eğip bükemez, onun zıddına bir içtihat ve hüküm çıkaramaz demektir.

İslâm âlimlerinin tefsir ve içtihadı iki şekildedir:

Birisi, muhkem de olsa ayetlerin remzi ve işari manalarını yine gramer ilmine ve İslâm usulüne uygun bir şekilde tefsir edebilmeleridir. Üstad Hazretleri bu hususa şu şekilde işaret ediyor:

"Bununla beraber, sureten tekrardır. Fakat, mânen herbir âyetin çok mânâları, çok faydaları, çok vücuh ve tabakatı vardır. Herbir makamda ayrı bir mânâ ve fayda ve maksatlar için zikrediliyor."(1)

İslâm ilimlerinin hepsi Kur’an esasından çıkmıştır. Kur’an ayetleri üzerine üç yüz bin tefsirin yazılması, ayetlerin ne kadar çok yönlü ve kapsamlı olduğunu akla ispat eder. Bir ayet üzerinde her meslek ve meşrep sahibinin bir hüküm ve mana çıkarması, Kur’an ayetlerinin genişliğine ve konumuna göre mana kazandığına işaret eder.

"Muhkem ayetlerin Allah tarafından tarif edilmiş bir manası var, başka bir mana çıkarılamaz" demek yanlıştır.

"Hadis-i şerifte varid olduğu gibi, her âyetin birer zâhir ve bâtın ve her zâhir ve bâtının birer had ve muttalaı ve her had ve muttalaın çok şücun ve gusunu vardır. Ulûm-u İslâmiye buna şahittir. Bu meratibin herbirinin birer derecesi, birer kıymeti, birer makamı vardır; temyiz lâzımdır."(2) 

Bir ayetin zahiri manası, herkesçe bilinen ve kabul edilen manasıdır ki bunu inkâr eden küfre girer. Kur’an’ın ekserisi zahiri ve muhkem manalardan oluşuyor. Ayetin zahiri manasının yanında bir de remzi ve işari manaları vardır ki buna batini mana denir. Batıni manalar ancak ilimde ileri seviyede olanların anlayabildiği ince ve latif manalardır ki bu manaları inkâr etmek küfür olmaz. Yani zahiri mana ile batini mananın  derece ve makamları iştibak (karıştırılmamalıdır) edilmemelidir.

Ayetin batini manalarının kendi içinde de çok dal ve budakları bulunuyor. Bazen bu manaların birisi dal gibi zahir ve açıkken bir diğeri budak ve yaprak gibi latif ve hafi olabiliyor. Ayete ait bu muhtelif manaların dereceleri, hükümleri ve makamları birbirinden çok farklı ve değişiktir.

İkincisi, Allah ve Resulü (asv)'nün yüzde ona tekabül eden ayet ve hadisleri kasıtlı bir şekilde içtihat ve yoruma açık bırakmasıdır ki İslâm alimlerinin gerçek içtihadı bu ayetler üzerinedir. Mezheplerde ekseri bu ayetler üzerinden çıkmıştır.

Özetle, tefsir ve içtihat hem muhkem ayetler üzerinde hem de müteşabih ayetler üzerinde olabilir. Lakin muhkem ayetler üzerindeki içtihat ve yorumlar, zahiri manaya mutabık ve uygun olmak zorundadır; aksi takdirde çıkarılan içtihat ve yorumlar küfür olur.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, On Dokuzuncu Söz

(2) bk. Muhakemat, Birinci Makale (Unsuru'l-Hakikat)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...