Block title
Block content

"Mânâlar kalbden çıktıkları vakit, suretlerden çıplak olarak hayale girerler, oradan suretleri giyerler. Hayâl ise, her vakit bir sebep tahtında bir nevi suretleri nesceder..." İkinci vecihi izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Her cümlenin bir manâsı bir de sureti vardır. Suret o mananın kelimelere dökülmüş şeklidir. Manâ kalpte iken kelimesizdir. Akılda bir şekle girer. Ağızdan çıkışı da tam bir mucizedir. Bilgisayarda yazı yazarken zihnimizdeki manânın ekranda görünmesi için parmaklarımızın farklı tuşlarda, bir nizam dairesinde gezmesi gibi, konuşmamız da farklı mahreçlerden değişik seslerin o manâ kalıbına uygun olarak çıkmasıyla gerçekleşir.

Organlarımız arasındaki komşuluğun çok ileri bir derecesi latifelerimiz, duygularımız ve hislerimiz arasında da cereyan eder. Çok ileri diyoruz, zira organlar maddî oldukları için kendi aralarında uzak ve yakın komşuluklar söz konusu olur. Meselâ, kalbimiz ciğerimizle yakın, ayağımızla ise çok uzak komşudur. Ruh ise basit olduğu, yani terkip olmadığı için onda görev yapan her şey bir yönüyle tek şeydir. Komşuluktan öte iç içedirler. Bu son derece yakınlık dolayısıyla akıl ile hayal, kalp ile hayal, akıl ile kalb arasında mesafesiz bir yakınlık vardır.

Bizi etkileyen her olay, çektiğimiz her sıkıntı, nazarımıza çarpan her haram sahne, maruz kaldığımız her haksızlık, uğradığımız her hayâl kırıklığı bir yandan hafızamızda yer ederken, öte yandan hayalimizde onlara uygun şekilde canlanırlar. Kalb bir hakikate teveccüh etmiş iken kişinin iradesi dışında bir takım şeyler hayâlde belirir. Vesveseli adam hayalinde beliren bu şeyleri kendi iradesiyle yaptığı vehmine kapılarak onlardan rahatsız olur. “Ben şu hakikate yönelmişken bunlar nereden karşıma çıktı?” diye kendi iç âlemini sorgulamaya başlar. “Niçin güzel şeylerle değil de kötü hayallerle karşılaşıyorum?” diye huzursuz olur.

Üstadımızın bu ifadelerinden, insan kalben bir hakikate yönelmişken hayalinin çok farklı şeyler dokumakla meşgul olabildiği, böyle bir durumda kalpteki manâların akla ulaşma yolculuğunda o hayallerden geçerken onlara temas ettikleri anlaşılıyor. Bu temasın insan kalbine hiçbir zararı olmadığı Mesnevî-i Nuriye’de şöyle ifade edilir:

“Hem de o gibi vesveselerin, ne hakaik-i İlâhiyeye ve ne de senin kalbine bir mazarratı yoktur. Evet, pis bir menzilin deliklerinden semânın güneş ve yıldızlarına, cennetin gül ve çiçeklerine bakılırsa, o deliklerdeki pislik ne bakana ve ne de bakılana bulaşmaz. Ve fena bir tesir etmez.”

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...