"Mâsiyetin mahiyetinde, bilhassa devam ederse, küfür tohumu vardır. Çünkü o mâsiyete devam eden, ülfet peyda eder. Sonra ona âşık ve mübtela olur. Terkine imkân bulamayacak dereceye gelir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Mâsiyetin mahiyetinde, bilhassa devam ederse, küfür tohumu vardır. Çünkü o mâsiyete devam eden, ülfet peyda eder. Sonra ona âşık ve mübtela olur. Terkine imkân bulamayacak dereceye gelir. Sonra o mâsiyetinin ikaba mûcib olmadığını temenniye başlar. Bu hâl böylece devam ettikçe, küfür tohumu yeşillenmeye başlar. En nihâyet, gerek ikabı ve gerek dârü’l-ikabı inkâra sebeb olur."

"Ve kezâ, mâsiyete terettüb eden hacâletten dolayı, o mâsiyetin mâsiyet olmadığını iddia etmekle, o mâsiyete muttali olan melekleri bile inkâr eder. Hattâ şiddet-i hacâletten yevm-i hesabın gelmeyeceğini temenni eder. Şâyet yevm-i hesabı nefyeden edna bir vehmi bulursa, o vehmi kocaman bir bürhan addeder. En nihayet nedâmet edip terketmeyenlerin kalbi küsûfa tutulur, mahvolur gider. –El-iyazü Billah-"(1)

Bu “İ’lem” İkinci Lem’anın çekirdeği hükmündedir ve geniş açıklaması da o Lem’adır.

“Mâsiyetin mahiyetinde, bilhassa devam ederse, küfür tohumu vardır.”

Günah işlemek, büyük günahlardan da olsa insanı küfre sokmaz. Ancak, küfre de çoğu zaman, günah yoluyla gidilir. Çoğu zaman diyoruz, zira küfre giden bir başka yol da Nurlarda çeşitli yönleriyle işlendiği gibi “istib’ad” yâni iman hakikatlerini özellikle de öldükten sora dirilmeyi “akıldan uzak görüp inkâr” etmektir. Bu ikinci şık Haşir Risalesinde izah ve ispat edilmiştir.

Günah yoluyla küfre girme olayı, ibadet etmeyi ve haramlardan sakınmayı nefsine kabul ettiremeyen müminlerde görülür. İnsan, nefsine mağlup olarak bir günah işlediğinde iki şıktan birini tercih durumunda kalır. Birisi ve doğru olanı tövbe etmektir. Cenâb-ı Hak tövbeleri kabul edicidir. Günah ne kadar büyük olursa olsun onun sonsuz rahmetinin yanında çok küçük kalır. Tövbe edilmeyip de günaha devam edildiğinde nefis ikinci yola meyleder. O da işlediği günahın “ikaba mûcib olmadığını temenni” etmek, yani "Keşke bu fiil günah ve haram olmasaydı." diye bir istekte bulunmaktır. Bu temenniyle birlikte “küfür tohumu yeşillenmeye başlar.” Zira tövbe yolunu tutmayan kişi artık cehennem yolunu tutmuş demektir. O ebedi azabı tatmak istemeyeceğine göre “Denize düşen yılana sarılır.” misâli, bu adam da ahireti inkara meyleder. Bu meyil, sonunda ahreti inkara kadar götürebilir.

Bu konuda bir örnek de meleklerden veriliyor. Yaptığı her ameli meleklerin kaydettiklerini düşünen bir mümin, sevap işlediğinde bundan çok memnun olur. Ama günah işlediğinde bunun görülmesi, bilinmesi ve kaydedilmesi onu rahatsız eder. Burada da önüne yine iki yol açılmıştır: Tövbe yahut inkâr.

O halde, suyu gözeden kesme misâli, bu gibi bütün inkârları kaynağından kurutmanın yolu, insanın günah işlemekten hassasiyetle sakınması, kendisini yaratan, maddî ve manevî cihazlarla donatan ve bütün varlıkları onun hizmetine koşturan Rabbine isyan etmenin çirkinliğini vicdanını derinliklerinde hissetmesidir. Şayet, bazen ayağı kayar da şeytana uyarsa, derhal tövbe etmeli, bununla da kalmayıp, o günahına karşılık bir sevap işlemelidir.

Günah kefesine girecek bir amel işleyen kimsenin, sevap kefesine de onu yok edecek bir amel koyması Peygamberimizin (asm) tavsiyesidir ve çok önemli bir sünnettir.

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Habbe.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

nurcu56

"Mâsiyetin mahiyetinde, bilhassa devam ederse, küfür tohumu vardır." cümlesini izah eder misiniz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Masiyet, günah, isyan ve fısk anlamlarına geliyor. Her günah içinde, özellikle de ısrarla ve devamla işlenirse küfre gidecek bir yol bulunuyor. Üstad Hazretleri bu hususu şu şekilde izah ediyor:

"Evet, günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ısırıyor."

"Meselâ, utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının ıttılaından çok hicap ettiği zaman, melâike ve ruhaniyâtın vücudu ona çok ağır geliyor. Küçük bir emâre ile onları inkâr etmek arzu ediyor."

"Hem meselâ, Cehennem azâbını intaç eden büyük bir günahı işleyen bir adam, Cehennemin tehdidâtını işittikçe istiğfarla ona karşı siper almazsa, bütün ruhuyla Cehennemin ademini arzu ettiğinden, küçük bir emâre ve bir şüphe, Cehennemin inkârına cesaret veriyor."

"Hem meselâ, farz namazını kılmayan ve vazife-i ubudiyeti yerine getirmeyen bir adamın, küçük bir âmirinden küçük bir vazifesizlik yüzünden aldığı tekdirden müteessir olan o adam, Sultan-ı Ezel ve Ebedin mükerrer emirlerine karşı farzında yaptığı bir tembellik, büyük bir sıkıntı veriyor. Ve o sıkıntıdan arzu ediyor ve mânen diyor ki, keşke o vazife-i ubudiyeti bulunmasaydı! Ve bu arzudan, bir mânevî adâvet-i İlâhiyeyi işmam eden bir inkâr arzusu uyanır. Bir şüphe, vücud-i İlâhiyeye dair kalbe gelse, kat'î bir delil gibi ona yapışmaya meyleder; büyük bir helâket kapısı ona açılır. O bedbaht bilmiyor ki, inkâr vasıtasıyla, gayet cüz'î bir sıkıntı vazife-i ubudiyetten gelmeye mukabil, inkârda milyonlarla o sıkıntıdan daha müthiş mânevî sıkıntılara kendini hedef eder. Sineğin ısırmasından kaçıp yılanın ısırmasını kabul eder."(1)

Şayet kişi işlediği günahları tövbe ve istiğfar ile imha etmez ise, işlenen o günahlar kalbin beyaz ve nurani yapısını siyahlandıra siyahlandıra, en sonunda imana kabiliyet kalmayacak bir şekle ve kıvama getirir ve Allah’a düşmanlık kaçınılmaz hale gelir. Nefis, günahların müptelası ve tiryakisi Allah’ı da günahlara engel bir tehlike addetmeye başlar. Hâl böyle olunca, müptela olduğu günah hesabına önce Allah’a düşman olma sonra da Allah’ı inkâr etme meyli ve arzusu insanda oluşur ki günahın içindeki küfür tohumu da bu anlamdır.

Özetle, günah ile küfür arasında kuvvetli bir bağ vardır. Şayet günah tövbe ve istiğfar ile imha edilmez ise, bu bağ bir şekilde küfre incirar eder. Bu sebeple günahlar hakkında dikkatli ve hassas olmak ve takvaya önem vermek gerekir.

(1) bk. Lem'alar, İkinci Lem'a.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
nurcu56

"Mâsiyetin mahiyetinde, bilhassa devam ederse, küfür tohumu vardır." cümlesini, "Günah-ı kebâiri işleyen küfre girmediğini,.." cümlesi ile sürekli içki içen biri için değerlendirir misiniz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

"Günahında ısrar edenler mutlaka küfre girer." denilmiyor, ama günahından pişmanlık duymayıp ısrarla günaha devam edenlerin küfre girme riski girmeme riskinden çok daha fazladır deniliyor ki, bu gayet mantıklı ve dini bir bakış açısıdır.

Çünkü kalpteki iman statik ve durağan değil, dinamik ve hareket halindedir. İbadet ve takva ile iman gelişip büyürken, gaflet ve günahlarla da zayıflayıp kaybolma riski ile karşı karşıyadır. Bu yüzden mümin imanını muhafaza edip geliştirmek için farzları yapıp kebairden kaçınmakla mükelleftir.

Farzları terk edip, ömrü boyunca büyük günahlarla haşir neşir olan birisinin imanla kabre girmesi zorlaşır.

Hatta farzları yapan büyük günahlardan şiddetle kaçınan ve nefsini tam ıslah etmiş büyük alim ve evliyalar bile imansız ölmekten korkmuşlar... Bizim gibi günah ile alude insanların daha ziyade korkması gerekmez mi?

"Büyük günahı işlemek küfürdür." demek ile "Her günah içinde küfre giden bir yol vardır." demek çok farklı şeylerdir. Birincisi sapkınca bir bakış açısıdır ve birçok ayet ve hadisle çelişir. Ama "Günahlarda ısrar etmek insanı nihayetinde küfre götürebilir." demek çok farklı bir hükümdür.

İman kalpteki bir ateştir, bu ateşi namaz, oruç zekat gibi ibadetlerle beslersek, iman ateşi daha da alevlenerek artar; ama bu ateşin üzerine buz gibi soğuk günah suyu dökersek, zamanla bu ateş söner gider. Hemen sönmese de ileri de sönme riski ile karşı karşıya kalabilir demektir.

Sürekli içki içen birisi, içkinin haram olduğunu inkar etmiyorsa, küfre girmez. Ama kabre imanla mı imansız mı girer, bunu kestirmek zordur. Tövbe ve istiğfar etmezse, imansız ölme riski imanlı ölme riskinden daha fazladır denilebilir...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...