Block title
Block content

Matematikte ispat vardır, her şey matematikle ispat edilir. Risale-i Nur'daki ispatlar, matematikteki gibi değil. Yani matematikteki ispatlar, sayıya dayanarak, belli matematik yöntemleriyle yapılıyor. Üstad neden Risalelerde matematiksel ispat yapmamış?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvela, matematik mantık ve akla hizmet edip, mantık ve aklı olgunlaştırmaya yarayan bir alet ilmidir. Matematiğin nihai hedefi akıl ve mantığın kemal bulmasıdır ki, Risale-i Nurlarda da akıl ve mantık hükmediyor. Yani matematik Risale-i Nur'u iyi anlayabilmemizde sadece bir araç, bir vesiledir. Bu sebeple ilm-i kelam alimleri mantık ve matematikle uğraşmışlardır.

İkincisi, matematik akıl ve muhakemenin hadiseler arasında bağ kurmasını kuvvetlendiren bir takviye vitamin ve bir kuvvetlendirici ilaç gibidir. Mesela ortada mükemmel bir fiil varsa, bu fiilin failinin de mükemmel olduğunu akıl ve muhakeme, mantık kaideleri ile bağ kurarak anlar. Matematik ise, bu bağ kurma işlemini destekleyen sadece yan bir destekçidir. Her şeyi matematik değil, akıl ve mantık halleder. Siz yanlış olarak matematiği mantık ve aklın yerine ikame etmeye çalışıyorsunuz. Şayet öyle olmuş olsa idi, dünyada matematikçilerin dışında kimse bir şeyi ispat edemez hale gelirdi.

Üçüncüsü, matematik ispatta kullanılan bir argüman ve enstrümandır, yoksa tek geçerli bir argüman ve enstrüman değildir. Mesela güzel bir melodide bir çok enstrüman kullanılır. Bir enstrüman kalkıp, ben, siz olmadan da bu melodiyi tek başıma çıkarırım dese, diğerlerine ayıp etmiş olur. İspat güzel bir melodidir, matematik ise bu melodinin içinde sadece bir enstrümandır. Öyle ise ispatı sadece matematiğe indirgemek ifrat olur.

Dördüncüsü, matematik olmadan da kati ispatlar yapılabilir. Mesela, "Güneş varsa gündüzdür." önermesi kati olmasına rağmen, matematiğin burada dahli yoktur. Ya da "Apartman, içindeki insandan daha büyüktür." önermesini ispat etmek için hesap makinesi ya da çarpma toplama yapmak gerekmiyor.

Bir elmayı elma ağacının yaratmasının imkansız olduğu kati olmasına mukabil, bunu matematik ile formüle etmeye ihtiyaç yoktur. Örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Beşincisi, kainattaki deliller bedihi değil, nazaridir. Zira dünya bir imtihan yeridir. İmtihanda ise deliller bedihi değil, nazari olurlar, ta ki maksat tahakkuk etsin.

Nazari: Akla kapı açıp iradeyi elden almayacak derecedeki delillere verilen bir isimdir. Yani Allah hem kainatta hem de Kur’an’da getirmiş olduğu delilleri öyle bir şekilde dizayn etmiş ki, ne akla kapalı, ne de iradeyi teslime mecbur edecek kadar açık bir şekildedir.

İnsanların bir kısmı kainata ve Kur’an’a iman ve hidayet dikkati ile baktığı zaman, elmas ve zümrütler değerinde deliller ile donatılmıştır; her bir zerresi ve harfinde bin mucize tezahür ediyor. Aynı kainat ve Kur’an’a dalalet ve küfür ve dikkatsizliği ile bakıldığı zaman, kuru ve çorak bir arazi gibi duruyor. Hiçbir yerinde ve köşesinde hakkaniyetine dair bir ispat bulunamıyor. İşte kainat ve Kur’an’daki delillerin nazari olması bu manayadır.

Bedihi: Aklı ve iradeyi teslime mecbur edecek derecede delilin açık ve zorlayıcı olmasıdır ki, Allah imtihan gereği kainat ve Kur’an’ı böyle bir açıklıkta ve zorlayıcılıkta deliller ile dizayn etmemiştir. Yani insan kendi hür iradesi ile hakkı ve batılı ayırt edip, kendi tercih ve kemalatını ortaya koyabilmesi için, deliller bedihi değil, nazari tanzim edilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.442
Word indir Pdf indir
Paylaş

BENZER SORULAR

Yükleniyor...