Block title
Block content

"Mazhariyet-i esmâdan ibaret olan merâtib-i velâyet dahi öyle mütefavittir." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem ben müteaddit insanları gördüm ki, bir nevi mehdî kendilerini biliyorlardı ve 'Mehdî olacağım.' diyorlardı. Bu zatlar yalancı ve aldatıcı değiller; belki aldanıyorlar. Gördüklerini hakikat zannediyorlar. Esmâ-i İlâhînin nasıl ki tecelliyâtı, Arş-ı Âzam dairesinden tâ bir zerreye kadar cilveleri var ve o esmâya mazhariyet de o nisbette tefavüt eder. Öyle de mazhariyet-i esmâdan ibaret olan merâtib-i velâyet dahi öyle mütefavittir."(1)

Allah’ın isimleri her evliyada farklı bir şekilde tecelli ediyor ve evliyalar bu tecelliye göre makam kazanıyorlar. Bazı büyük evliyalar isimlere deniz gibi mazhar olurken, bazı küçük evliyalar damla gibi mazhar olur. Bu mazhariyet farklılıkları isimlerin farklı tecellisinin bir sonucudur.

İnsanı yanıltan nokta şurasıdır: Deniz ile denizden bir damla su, su olma münasebeti ile çok noktalarda benzeşiyorlar. İşte insan bu benzeşen noktalardan hareket ederek ya da zihnini bu benzeşme noktalarına hapis ettiği için, bir anda damla ile deniz arasındaki azamet ve haşmet farkını unutuyor ve kendisini deniz sanmaya başlıyor. Böylece damla iken "denizim" diye dava etmeye başlıyor. Ama hakikatte deniz olmadığı için, deniz görünümü vermek için bazı yapmacık ve suni hallere girmeye başlıyor. Buna makam iltibası diyorlar.

Yine basit bir çavuş ile paşa arsında çok derece ve mertebe farkı vardır. Ama benzeşen ve aynı olan noktalarda vardır. Mesela ikisi de asker, ikisi de komutan, ikisi de emir veriyor, ikisi de askeri elbise giyiyor, vesaire. İşte bu çavuş bu benzeşen noktalara dikkat kesilip paşa ile kendisi arasındaki farkı görmez ise, zamanla paşa olduğunu zannetmeye başlar. Paşa gibi görünüm vermek için  suni ve yapmacık pozlar vermeye çalışır.

Aynı mana velayet makamında da caridir. Bir tıfıl mürit seyrü sülûkte giderken, bazı harika ve güzel şeylere mazhar olur; bunlara istinaden kendisini büyük bir evliya zanneder ve onun tavırlarını takınmaya başlar. Hatta daha da ileri gidip Mehdi ve Hızır olduğunu iddia etmeye başlar. Tarihte böyle vakalar çoktur.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Dokuzuncu Kısım.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Dokuzuncu Kısım | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1242 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

aynurkus

Acaba bir kaç kişinin hidayetine vesile olmakla, binlerce kişinin sırat-ı'l Müstakim üzerinde hidayetine vesile olmak aynı mıdır?

Böyle bir tesirin vûcuda gelebilmesi için; Rahman'ın 'Hâdî ' sıfatının yüksek mertebelerine erişmek gerekmez mi?

Sinek küçük bir su birikintisinin üzerindeki bir çöpün üstüne konmuş, sorada;
"bu su benim denizim,bu çöp benim gemim, bende bu geminin kaptanıyım demiş. " sarık sarmakla hoca, kürsiye çıkmakla mürşit olunmuyor.

Makamların en güzeli kulluk makamı, derecesi de hiçliktir. Boşuna dememişler; " Hiç yoktan iyidir." Hiçliğini bilen yokluğu düşmez.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...