Block title
Block content

Medreselerde yapılan program çerçevesinde; medresede kalan ile kalmayan arasında dağlar kadar fark vardır. Bunun böyle olması itibariyle, bir kişinin hizmette Nur talebesi olması; belli bir süre için medresede kalmayı mı gerektirir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nur talebesi olmanın şartları içinde, Nur dershanelerinde sürekli ya da belli bir süre kalma şartı ve zorunluluğu bulunmuyor. Bu gibi suizanna kapı açacak hevai yorumlardan kaçınmak gerekir. Hatta öyle ki vakıf kardeşleri hizmette diri ve sağlam tutmak niyeti ile, ifratkarane yapılan taltifler, onlara fayda değil zarar verdiğini de dikkate almak gerekir diye düşünüyoruz. Risale-i Nur'a talebe olmanın şartlarını Üstad Hazretleri şu şekilde beyan etmiştir:

"Dostun hassası ve şartı budur ki: Kat'iyen Sözlere ve envâr-ı Kur'âniyeye dair olan hizmetimize ciddî taraftar olsun; ve haksızlığa ve bid'alara ve dalâlete kalben taraftar olmasın; kendine de istifadeye çalışsın."

"Kardeşin hassası ve şartı şudur ki: Hakikî olarak Sözlerin neşrine ciddî çalışmakla beraber, beş farz namazını edâ etmek, yedi kebâiri işlememektir."

"Talebeliğin hassası ve şartı şudur ki: Sözleri kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıksın ve en mühim vazife-i hayatiyesini onun neşir ve hizmeti bilsin."(1)

"Talebeliğin hâssası şudur ki: Yazılan Sözlere kendi malı gibi sahip olmalıdır. Kendisi telif etmiş ve yazmış nazarıyla bakıp neşrine ve ehil olanlara iblâğına çalışmaktır."(2)

Elbette Nur'a talebe olmanın çekirdekten ağaca kadar derece ve mertebeleri vardır. Biz belki ağaç makamında talebe olmaya güç yetiremeyebiliriz; ama çekirdek gibi bir dereceye de pekala ulaşabiliriz.

Nura çekirdek makamında talebe olmak için, yukarıda zikredilen talebeliğin asgari şartlarına uymak zorunluluğu da vardır. Ondan sonrası tamamen insanın gayret ve azmine bakar. Bazen içtimai hayatta olduğu halde, manen bin vakıftan üstün Nur talebeleri bulunabilir.

Talebeliği ve onun faziletlerini dershanede kalanlar ve kalmayanlar şeklinde hizipleştirmeyi doğru ve uygun bulmuyoruz.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas, Onuncu Mesele.

(2) bk. Barla Lâhikası, (252. Mektup)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)
Aklıma takılan bir soruydu. Bundan güzel izah olamazdı herhalde, teşekkür ediyorum.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
fakirullah

Kardeşim bu soru epey zaman beni de meşgul etti; zira ciddi talebe olmak isteyen birisi için kritik bir karardır hayatını medresede kalmaya göre düzenlemek veya düzenlememek. Netice itibarıyla külliyattan acizane anladığım şu oldu: Nur’a talebe olmanın şartı: “en mühim vazife-i hayatiyesini Risaleinurun neşir ve hizmeti bilmektir.” İnsan bu minval üzere hissedecek, düşünecek ve kararlar verecek, o zaman talebe olur. Bu seyr içinde kaderin kendisine taksim ettiği içtimai vazifeler her ne ise sünnet-i seniyye ve talebelik dairesinde onları yapar; o vazifeleri hizmetine vesile eder. İllaki medresede kalmalı denilmez. Lakin her talebe bulunduğu mekanı birer “medrese-i nuriyeye” çevirmelidir –elinden geldiğince. Hanımsa evinde, çocuğuna günlük ders koymalı; beyse iş yerinde iş dersi, evde istişareli hareket, akrabalarla İslami anlayışa yapabildiği kadar yakın ortamlar oluşturmaya çalışmalı. Öğrenci ise kendi hayatı disiplinli ve nefsaniyetten uzak, derslerden kalan vakti okumak, evrad gibi uhrevi ameller ve hizmetiyle geçirmeli.
Elhasıl medresede olmayan veya olamayan ama talebe keyfiyetinde olan, ciddi Risale okuyan kişiler, muazzam bir ihlasa sahip olmalı ki bulunduğu yeri asrın dine lakayt havasından kurtarıp, temizleyip oraya Medrese-i Nuriye havası verebilsin. Nurlara muhataplığını muhafaza edebilsin. Yoksa medresede olmayıp, ihlaslı bir hayat seyri de geçirme gayretinde olmayan ruhların Nur’a talebe keyfiyetine çıkabileceklerini şu anki akli mizanlarım ihtimal vermiyor (kendi görüşüm, reddedilebilir). Buna da delilim lahika mektuplarında “azami ihlas, azami fedakarlık, azami sadakat düsturları ile ciddiyet, sebat, metanet düsturlarına” sıkça vurgu yapılmış olmasıdır.
Medresede olmadığı halde 1.talebe olan Hulusi Abi buna güzel bir örnektir. Asker olduğu için nefsaniyete asla hizmet etmeyen bir hayat geçirmiş, nura talebe olduktan sonra da her türlü tehlikeyi göze alıp Üstad Hz.(RA) ile irtibatını sürdürmüştür. Henüz 19 yaşında 1.Dünya Harbinde görevli olan Hulusi Abi hayatını hakikati taharri ve ubudiyet ekseninde yaşamış, bulunduğu yerleri de medrese-i Nuriye manasına çevirmeye çalışmıştır –kaderin izin verdiği ölçüde. Lakin hep niyeti Kur’an’a hizmet ve nura müştaklara ulaşmak olmuştur.
Netice itibarıyla medresede olmak şart değil ama “yeryüzü bir medresedir” manasında ihlaslı ve ciddi bir hayat seyri nura talebe olacak için şarttır, diye düşünüyorum. Meselenin genel hatlarını böyle çizmekle beraber hususi bir kanaatimi de ekleyeyim:
Eğer bir kişi ciddi talebe olmak istiyorsa yapabildiği kadar ömrünün bir kısmını da olsa ihlaslı, şefkatli ortamı olan bir medresede geçirirse çok kazançlı olacağına inanıyorum. Çünkü mükerrer tecrübelerle gördüm ki medresede bir yılda alınan mesafe dışarıda çok uzun sürede de alınamayabiliyor çoğunlukla. Bu yüzden hanımlar için daha kısa bir süre, beyler için daha geniş, mutlaka bir dersanede düsturları yaşamak ve kendine hazmetmek manasında bir süre bulunmak, insanı çok olgunlaştırır, çok şeyler katar biiznillah. İman ilmi için cefa çekmek, gurbet, mahrumiyet veya omzuna yük almak, insanların iman derdiyle dertlenmek, medrese hizmeti gibi yüksek ubudiyet manalarını biraz da olsa tadmak lazım ki bunun en kolay şekli medresede kalırken, medresenin içinde olur. Mümkünse insan o kapıyı hayatında biraz zorlamalı, kanaatindeyim. Elbette kalmazken de bu manalar bulunur ama adetullah medreselerde farklı bir muamele yapıyor. O yüzden Üstad Hz(RA) 3. Said döneminde medrese hizmeti ve vakıflık üzerine yoğunlaşmış, gibi anladım..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...