Block title
Block content

"Mekândan münezzehiyyetiyle her yerde hâzır bulunması ve nihâyetsiz ulviyyetiyle herşeye yakın olması ve birliği ile her işi bizzât elinde tutması,.." Nihâyetsiz ulviyyetiyle herşeye yakın olması ne demektir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ulviyet; yükseklik, yücelik gibi manalara gelir. Allah’ın varlığının vacib, ezelî ve ebedî olması, sıfatlarının sonsuz, muhit ve mutlak olması İlâhî ulviyetin ayrı cihetlerini ifade ederler. Mahlukatın ise varlıkları mümkin (olup olmamaları eşit), kendileri hadis (evveli olan, sonradan meydana gelen) ve  fani (sonu olan) ve bütün sıfatları sınırlıdır.

İnsan nefsinin anlamakta zorlandığı bir mesele de, Allah’ın “nihâyetsiz ulviyyetiyle her şeye yakın olması”dır. Burada da yine aynı yanlış kıyas karşımıza çıkıyor. İnsanlar dünyevî mertebelerde ilerledikçe çoğu kez kendilerinden bir önceki makamla temas kurar, daha aşağı mertebedekilerle görüşmezler. Zaten isteseler de görüşmeye zamanları ve imkânları elvermez. Meselâ, bir genel müdür sadece müdürleri muhatap alır, memurlarla görüşmez.

Temelde yine insan aczinden kaynaklanan bu hali ölçü alan bir akıl, Allah’ın her şeye onların nefislerinden (zatlarından) daha yakın olmasını anlayamaz.

Cenâb-ı Hak, maddeden ve mekândan münezzeh olduğundan, O’nun yakınlığı kesinlikle mesafe manasında düşünülemez. Bu yakınlık İlâhî sıfatların her şeyde icraat göstermesi demektir. Biz elimizi boğazımıza sokamazken, bedenimizdeki yüz trilyon kadar hücrede bizim irademiz dışında yapılan faaliyetler, Allah’ın bize bizden daha yakın olduğunun büyük bir delilidir.

Bu konuda Nur Risalelerinden sadece iki bahis nakledelim:

"Sual: Cenab-ı Hakk'ın cüz'iyat ve hasis emirler ile iştigali azametine münafîdir?

"Elcevab: O iştigal, azametine münafî değildir. Bilakis, adem-i iştigali azamet-i rububiyetine bir nakîsedir. Meselâ: Şemsin ziyasından bazı şeylerin mahrum ve hariç kalması, şemse bir nakîse olur."
(1)

"Cenab-ı Hakk'ın kudret, ilim, iradesi; şemsin ziyası gibi bütün mevcudata âmm ve şamil olup, hiçbir şeyle müvazene edilemez. Arş-ı A'zam'a taalluk ettikleri gibi, zerrelere de taalluk ederler. Cenab-ı Hak şems ve kameri halkettiği gibi, sineğin gözünü de o halketmiştir. Cenab-ı Hak kâinatta vaz' ettiği yüksek nizam gibi, hurdebînî hayvanların bağırsaklarında da pek ince ve latif bir nizam vaz' etmiştir."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Zeylü'l-Hubab.

(2) bk. İşarâtü’l-İ’caz, Bakara Suresi 7. Ayet Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Şua | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 2537 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...