Block title
Block content

"...mektepli feylesof ise, kamere âşık olan Katre olsun ki,.." Siz başka bir sorunun cevabında akılla giden filozofları zühre gurubuna dahil etmişsiniz. Burada mektepli feylosof katre olsun deniyor. Filozofları zühre mi katre mi temsil ediyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte, sen, ey dünyayı unutmayan ve maddiyâta tevaggul eden ve nefsi kesafet peydâ eden arkadaş! Sen Zühre ol. Nasıl ki o Zühre çiçeği, ziya-yı şemsten inhilâl etmiş bir renk alıyor; ve o bir renk içinde şemsin timsalini karıştırıp kendine ziynetli bir suret giydiriyor. Zira senin istidadın dahi ona benzer."

"Hem şu esbaba dalmış Eski Said gibi mektepli filozof ise, kamere âşık olan Katre olsun ki, kamer, güneşten aldığı ziya zıllini ona verir ve onun gözbebeğine bir nur verir, o da o nurla parlar. Fakat o Katre, o nurla yalnız kameri görür, güneşi göremez; belki imanıyla görebilir."

"Hem şu herşeyi doğrudan doğruya Cenâb-ı Haktan bilir, esbabı bir perde telâkki eder fakir adam, o da Reşha olsun. Öyle bir Reşha ki, kendi zâtında fakirdir. Hiçbir şeyi yok ki, ona dayanıp Zühre gibi kendine güvensin. Hiçbir rengi yok ki onunla görünsün. Başka şeyleri de tanımıyor ki ona teveccüh etsin. Hâlis bir saffeti var ki, doğrudan doğruya güneşin timsalini gözbebeğinde saklıyor."(1)

Reşha (Kalb): Kalbin tasfiyesiyle ve iman ve teslimiyetle hakikate gidenlerin misalleridir. Bu meslek Nübüvvet mesleğidir. Burada kul kendine ve benliğine itimat etmeyi bırakıp, tamamen iman ve teslimiyet ile Allah’a tevekkül ettiği için hakikatler ona Allah tarafından Vehbi bir suretle verilir. Hakikatler Allah vergisi olduğu için arızasız ve bulanıksızdır. Lakin burada da insanların külliyet ve cüziyet farkı vardır. Bazıları külliyet kazanarak Vehbi hakikatlere mazhar olurken,ü bazıları da cüzi olarak mazhar olur. Lakin burada ki cüziyet diğerlerinin üstündedir.

Katre (Akıl): Nefsin tezkiyesiyle ve aklın istimaliyle mücahede etmekle hakikate gidenleri temsil eder. Bu meslek ehlivelayeti temsil eder. Velayet mesleğinde tam manası ile tevekkül ve teslimiyet vuku bulmadığı için vehbiyet manası burada karışık ve renklidir. Yani safi Allah vergisi değil, kulun kesbi ve benliği de işin içinde vardır. Bu sebepten dolayı Nübüvvet mesleği gibi safi Vehbi olamıyor. Bir parça insan benliği ve kesbi işin içine giriyor, bu da safiyeti bozmaya yetiyor. Bu sebepten dolayı bu meslekte çok büyük mevki ve makama çıkan bir veli veya asfiya, Nübüvvet mesleğinden giden cüziyet içinde ki veliye yetişemiyor. Hakikatleri onlar gibi safi ve külli idrak edemiyorlar. 

Zühre (Nefis): Cismani cihazat ile kemaline sa'yedip hakikate gidenleri temsil eder. Bu meslek felsefeyi temsil eder. Bu meslekte insan benliği ve kesbi tamamen devrede olduğu için Vehbi ilimlerin bulaşığı bile kalmıyor. Safi ve ivazsız insanın benliği hakimdir. Yani insan bu meslekte Allah’a şunu demeye getiriyor; "Ben hakikatleri kendim elde ederim, senin vergine ve yardımına ihtiyacım yoktur." Bu sebepten dolayı da Allah, kulu kendi haline bırakıyor, yani yardımsız ve medetsiz koyuyor.Tıpkı yıldız böceğinin kendi küçük ışıkçığına güvenip güneşe meydan okuması misüllü insanda kendi akıl ve benliğine itimat edip Allah’ın yardım ve imdadına sırt çeviriyor. Yıldız böceği nasıl karanlık içinde kalıyor ise insanda manen ve fikren karanlıklar içinde kalıyor.

Cevabımızdaki tasnif; Üstad Hazretlerinin cevabından alınmış bir tasniftir. Zühre en alt makamı temsil eden bir tabirdir ki akıl ve maddecilik fikrini temsil ediyor. Zaten nefis kesafet noktasından kalp ve akla nispetle en alt bir sınıftadır. Burada yanlış anlaşılmasın kalp, akıl ve nefis her üçünde de vardır; lakin galibiyet noktasında hepsi farklı derecelerdedir. 

Mesela, kalbi esas alan reşhada hükmeden teslimiyet ve kalptir. Aklın katreye nispeti velayetin asfiya sınıfı içindir. Yani velayet ve tasavvuf içinde hem velayeti hem aklı esas alan ekollerde vardır. Cüneyd-i Bağdadi, Seriyyi Sekati gibi Arifibillah olan evliyaların hem velayet yönü hem de felsefe yönü kuvvetlidir. Her sınıfta biri galipken diğeri hiç yok demek yanlış olur. Öyle ise her sınıfta biri esas ve galipken, diğeri ona tabi demek daha isabetli olur. Akıl felsefenin tekelinde olan bir meta değildir. Akıl hepsinde tezahür etmiştir, ama en istikametli olarak reşha ve katrede tezahür etmiştir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, İkinci Dal.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Dal | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3737 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...