Block title
Block content

MELÂİKE

 
Şu görünen âlemde nice görünmez kuvvetler, kanunlar, ışınlar iç içe vazife görüyorlar. Melekler ise bunların hepsinden daha lâtiftir.

“Melâike, ecsâm-ı lâtife-i nuraniyyedirler. Muhtelif nevilere münkasımdır.” (Sözler)

Işınlardan çok daha kesif olan havayı bile göremeyen insanoğlunun,“Görmediğime inanmam” diyerek melekleri inkâra sapması insaflı bir anlayış değildir. İnanmak kalbe ait bir keyfiyettir. İnsan, inanmaya çeşitli yollarla gider. Görme, bunlardan sadece birisidir. Yemeğin tadına dilimizle, sesler âlemine kulağımızla bakarız. Manalara, hikmet ve faydalara ise aklımızla nazar ederiz.

Bilim adamlarımıza göre, insan gözü şu âlemde mevcut ışınların çok az bir kısmını görebiliyor. Demek ki insan, görmeyi tek ölçü kabul etse, şu görünen âlemin bile yüzde doksanından fazlasını inkâr edecektir.

“Hakikat kat’iyyen iktiza eder ve hikmet yakinen ister ki, zemin gibi, semavatın dahi sekeneleri bulunsun ve zişuur sekeneleri olsun ve o sekeneler o semavata münasib bulunsun. Şeriatın lisanında pek çok muhtelif-ül cins olan o sekenelere melâike ve ruhaniyat tesmiye edilir” (Sözler)

İşte bu tefekkürü yapamayanlar, bedenlerinin ve duyu organlarının fazlasıyla tesirinde kalmışlardır. Bu kişiler, kendi ruhlarının, akıllarının, hafızalarının da görünmediklerini, maddi gıdayla beslenmediklerini, oksijenle çalışmadıklarını, onların da en, boy, ağırlık gibi ölçülere girmediklerini düşünebilseler melekleri inkâr yoluna girmezler.

Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4571 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...