Block title
Block content

"Melâike dahi muazzam bir ümmettir ki, onların amele kısmı irade sıfatından gelen şeriat-i tekvîniyenin hamelesi, mümessili ve mütemessilleridirler." Melaikenin "mümessil" ve "mütemessil" olması ne demektir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Şeriat-ı tekvin, kainattaki bütün kural ve yasaların toplamına deniliyor. Suyun kaldırma, yerin çekim, ayın med cezir, soğuğun üşütme, sıcağın yakma özellikleri hep birer tekvini şeriat yasalarıdır.

Bu yasalar soyut birer kanun olarak kalmaması için, Allah bu yasalara vekalet ve nezaret edecek birer melek vazifelendirmiştir. Mümessil de kelime olarak vekâlet eden, temsil eden anlamına geliyor

Mütemessil ise, bir şeye benzeyen ve bir şeyin suretine giren demektir ki, melekler vekalet ettiği şeyin suretine giriyor ve ona benziyorlar demektir. Mesela, güneşe vekalet ve nezaret eden melek güneşin şekline bürünüyor demektir.

Her mevcuda vekalet eden melek, vekalet ettiği mevcudun mahiyeti ile vasıflanır. Mesela, bir yağmur damlasına vekalet eden melek, yağmur damlası gibi mütevazi ve küçük bir melektir. Bir ağaca vekalet eden melek ise, ağacın bütün dalları yaprakları ve meyvelerini temsil edecek bir cüsse ve şekle sahip olmak gerekir ki Üstad Hazretleri bunu "kırk bin başlı melek" şeklinde tasvir ediyor. Yani ağacın kırk bin yaprak ve dalları varsa, ona vekalet eden meleğin de ona benzer bir mahiyeti ve şekli vardır demektir.

Öyle ise, kainatın umumuna vekalet eden meleğin cüsse ve mahiyeti kainat gibi olmak iktiza eder. Kainat ise arş ve kürsi yanında bir toz zerresi şeklinde kalıyor; öyle ise arşa ve kürsiye vekalet eden meleğin büyüklüğü ve azametini aklın alması mümkün değildir.

Üstadımız bu inceliğe şu şekilde işaret etmektedir:

"Hem meselâ küre-i arz, küre-i arzın nevileri adedince başlar ve o nevilerin fertleri sayısınca diller ve o ferdlerin âzâ ve yaprak ve meyveleri miktarınca tesbihatlar yaptığı için, elbette o haşmetli ve şuursuz ubudiyet-i fıtriyeyi bilerek, şuurdârâne temsil edip dergâh-ı İlâhiyeye takdim etmek için, kırk bin başlı ve her başı kırk bin dil ile ve her bir dil ile kırk bin tesbihat yapan bir melek-i müekkeli bulunacak ki, ayn-ı hakikat olarak Muhbir-i Sadık haber vermiş."(1)

"Bir melâike var. Kırk bin başı var. Her başında, kırk bin dil var. Her bir dilde kırk bin tesbihat yapıyor. Altmış dört trilyon tesbihat aynı anda söylüyor. Demek küre-i hava, bu melâike gibidir. Yani, bu melâikenin tesbihatı adedince her kelime-i tayyibe, hava sayfasında yazılıyor."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Şualar, On Birinci Şua, On Birinci Mesele.
(2) bk. Emirdağ Lâhikası-II, (85. Mektup).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Maksat, İkinci Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 540 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...