"Melaike dediğimiz mahluklar, nurdan yaratılmış latif varlıklardır." ile "Şeriatın lisanında pek çok muhtelif-ül cins olan o sekenelere melâike ve ruhaniyat tesmiye edilir." cümleleri çelişmiyor mu? Ruhaniyat ile melaike cisim olarak aynı mıdır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanlar nasıl ceset ve ruh ikilisinden yaratışmışlar ise, aynı şekilde meleklerin de bir ruhları bir de cesetleri vardır. Yalnız meleklerin cesetleri bizimki gibi maddi ve hantal değil, nurani ve latiftirler. Hatta meleklerin nurani olan cesetleri ruh hafifliğinde ve şeffaflığında olduğu için, ruh gibi kayıtsız ve mükemmeldirler. Bu sebeple meleklere ruhaniler denilmiştir. Yoksa sadece ruhtan ibaret değildirler.

Üstad Hazretleri ruhun tanımını menşeinin ne olduğunu şu şekilde ifade ediyor:

"Ruh bir nuranî kanundur; vücud-u haricî giymiş bir namustur, şuuru başına takmış. Bu mevcut ruh, şu makul kanuna olmuş iki kardeş, iki yoldaş."

"Sabit ve hem daim fıtrî kanunlar gibi, ruh dahi hem âlem-i emir, hem irade vasfından gelir. Kudret vücud-u hissî giydirir, şuuru başına takar, bir seyyâle-i lâtifeyi o cevhere sadef eder."

"Eğer envâdaki kanunlara kudret-i Hâlık vücud-u haricî giydirirse, herbiri bir ruh olur. Ger vücudu ruh çıkarsa, başından şuuru indirirse, yine lâyemut kanun olur." (1)

Alem-i Emir: Cenab-ı Hakk'ın irade sıfatının tecelli ettiği ve irade sıfatının hakim ve galip olduğu alemdir, bir nevi irade sıfatının arşıdır. Bu alemde bütün kainatta olacak bitecek şeylerin emri ve komutu vardır, yani bir nevi şu görünen alemin arkasındaki komut alemidir diyebiliriz. Bunu bilgisayardaki yazılımla da örneklendirebiliriz; misal programcı yapacağı programın önce komutlar ve emirler bölümünü tamamlar, sonra işler ve görüntü o komutlara göre hareket eder ve şekiller orada belirtilen komutlar üzerine bina olur. Aynen kainat da bir programın görünen yüzüdür, iradeden gelen alem-i emir de görünmeyen gerçek yüzüdür.

Harici Vücut: Alem-i Emirden gelen emir ve komutların Allah’ın kudretiyle icra edilip cismani ve harici bir vücudun giydirilmesidir. Burada iradenin verdiği emir ve komutu kudret uygulayıp icra ediyor, işte bu uygulama ve icra işine harici vücut denir, daha çok kudret sıfatına bakar ve bir nevi kudret sıfatının arşı hükmündedir.

Kanun: Alem-i Emirin her bir tecelli ve cilvesinin tek tek adına kanun denir, misal emir aleminde yerin cisimleri çekme komutuna yer çekimi kanunu diyoruz.

Ruh: İrade sıfatının hakim olduğu emir aleminden gelen bir komut ve emirdir veya bir kanundur. Bu emir ve kanuna da kudret sıfatı harici bir vücut ve ceset vererek onu somut ve görünür hale getirmiştir. Aynı zamanda başına da şuur takarak hem harici vücudu olan hem de başında şuuru olan bir kanun olmuştur. Faraza emir aleminden olan yer çekimi kanununa Allah kudreti ile bir ceset giydirse, inayeti ile de bir şuur verse idi o da bir insan olurdu ya da insanın ceset ve şuurunu alsa biz de bir soyut kanun oluverirdik. Onun için Üstad Hazretleri burada ruh ile soyut kanunları kardeş olarak vasıflandırmıştır.

Bunlar anlaşıldıktan sonra "Ruh nedir?" sorusu daha bir netlik kazanıyor. Üstad'ın ruhu tarif ederken sıraladığı zihayat, zişuur, gibi tabirler ruhun birer vasıfları birer özellikleridir. Yoksa ruhtan farklı ve başka şeyler değildirler.

(1) bk. Sözler, Lemeat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

Ömernur4040

Cenab-ı Hakk'ın irade sıfatının tecelli ettiği ve irade sıfatının hakim ve galip olduğu alemdir, bir nevi irade sıfatının arşıdır

Yukardaki cümleler yoru mu yoksa başka bir yerde geçen cümleler mi ?

Yorum ise bu yorumu hangi hangi cümleye göre yaptiniz . Şundan dolayı soruyorum iddalı cümleler anlamaya çalışıyorum.tatil sürecinde alemi emiri anlamaya çalışıyorum. Risalede alemi emir ile ilgili yer cok bulamadim bu konuyu anlamak icin elinizde alemi emir ile risaleden toplama ders dökümanlar varsa paylaşırsaniz sevinirim

Selamantte kalin insallah 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Âlem-i Emir: Sâdece bir emr-i İlâhî ile işlerin hemen olduğu âlem. Yaradılışa ait kanunlar âlemi.

Âlem hakkında yapılan değişik sınıflandırmalardan biri: Halk ve emir âlemi. Emrin iki mânâsı var: “İş” ve “kumanda.” Âlem-i emir denilince daha çok emrin ikinci mânâsı üzerinde durulur. Zira birinci mânâ ile Allah’ın icraatlarına, “yaratma, suret verme, hayatlandırma" gibi fiillerine “emir âlemi” demek gerekir. Uygulamada böyle denilmiyor.

Âlem kelimesini, Allah’ın varlığına, sıfatlarına ve fiillerine delâlet mânâsıyla anladığımızda, emir âlemini de, halk âlemini de mahlûk olarak biliriz. Evet her iki âlem de mahlûktur. Şu var ki halk âlemi emir âlemiyle idare ediliyor. Emir âlemi, zamana ve mekâna bağlı değil. Şu kâinatın görülen ciheti halk âleminden, onun idaresiyle ilgili kanunlar manzumesi ise emir âlemindendir.

Üzerine bastığımız şu toprak tabakasına bakalım. Onda göremediğimiz bir de yerçekimi kanunu var. İşte o kanun emir âleminden, toprak ise halk âlemindendir.

Güneş halk âleminden, cazibesi ise emir âlemindendir. Beden halk âleminden, ruh ise emir âlemindendir.

Bediüzzaman Hazretleri “mevcut ruhun” da “makûl kanunların” da âlem-i emirden olduklarını beyan etmekle bu konuya açıklık getirir.Yine, “Kalb de bir arştır.” demekle, arşın emir âlemine merkez olduğuna işaret eder. Bedenin idaresiyle ilgili emirler nasıl kalpten çıkıyorsa, bütün maddî âlemler de arştan idare ediliyorlar. Kaynak: https://sorularlaislamiyet.com/alem-alem-i-emir-alem-i-misal-alem-i-gayb-alem-i-berzah-gibi-alemler-ne-demektir-0

Emir irade ile olur bu durumda emirlerin toplandığı alem-i emirin iradeye arş olması gayet doğaldır. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...