"Melâike, ecsâm-ı lâtife-i nuraniyedirler. Muhtelif nevilere münkasımdırlar. Evet, nasıl ki beşer bir ümmettir; kelam sıfatından gelen şeriat-i İlahiyenin hameleleri, mümessilleri, mütemessilleridir..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kâinatta iki türlü şeriat vardır. Birisi; Allah’ın kelam sıfatından gelen ve vahiy ve peygamberler vasıtası ile insanlığa gönderilen dinlerdir. Bu şeriatın asıl muhatabı insanlardır. Bu şeriata uymak ve hayatları ile aksettirmek insanların vazifesidir.

Diğer şeriat ise; Allah’ın irade ve kudret sıfatından gelen tekvinî şeriattır. Yani kâinata konulmuş bütün sünnetullah kanunlarıdır. Çekirdeğin çatlayıp büyümesi, yıldızların hassas bir şekilde belli bir yörünge içinde hareket etmeleri, bütün canlıların hayat şartlarının ve rızıklarının tanzim ve tedbir edilmesi hepsi irade sıfatından gelen şeriatın meseleleri ve hükümleridir.

İşte nasıl kelam sıfatından gelen dinin mükellef ümmeti insanlar ve cinler ise, şu irade sıfatından gelen fıtrî ve tekvinî şeriatın mükellef ümmeti de her şeye nezaret ve vekâlet eden meleklerdir. Her bir yağmur damlasına nezaret ve vekâlet eden meleğin olduğu hadislerle sabittir. Melekler kâinat sarayındaki her varlığın vekili ve mütefekkiridirler.

Konuşmak nasıl Allah’ın kelam sıfatının bir tecellisi ise; yaratmak da irade ve kudret sıfatlarının bir tecellisidir. Şeriatlar da bu sıfatlara göre şekil alıyor. İrade ve kudret sıfatının icraatları olan tekvinî hadiseler; tekvinî şeriat olarak tavsif ediliyor...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...