Block title
Block content

"Meleke-i feylesofanenin taklid-i tufeylâneye ettiği mugalâtayı izâle etmek..." tabirini tam anlayamadım, izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"S - Şu mezcde ne hikmet var ki, o kadar taraftarsın, daima söylüyorsun?

C - Dört kıyas-ı fâsit -HAŞİYE- ile hâsıl olan safsatanın zulmünden muhakeme-i zihniyeyi halâs etmek, meleke-i feylesofanenin taklid-i tufeylâneye ettiği mugalâtayı izâle etmek..."

"S - Ne gibi?"

"C - Vicdanın ziyası, ulûm-u dîniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder."

"HAŞİYE:  İşte o kıyaslar: Mâneviyatı maddiyata kıyas edip Avrupa sözünü onda dahi hüccet tutmak. Hem de bazı fünûn-u cedideyi bilmeyen ulemanın sözünü ulûm-u diniyede dahi kabul etmemek. Hem de fünun-u cedidede mahareti için gurura gelip, dinde de nefsine itimad etmek. Hem de, selefi halefe, maziyi hale kıyas edip haksız itirazda bulunmak gibi fasit kıyaslardır."(1)

Üstad Hazretleri fen ilimleri ile din ilimlerinin beraber okutulduğu bir eğitim sistemini savunuyor. Lakin bazı ham softalar, din ilimleri ile fen ilimlerinin imtizacının imkansız olduğunu vehmediyorlar. Onların batıl vehmine göre din ile akıl bağdaşmaz; din esastır, akıl yani fen reddedilir.

Bir de İslam filozoflarında ya da İslam felsefe geleneğinde şöyle bir meleke ve teamül oluşmuş: Onlara göre akıl, yani felsefe asıl, din ona tabidir. Akıl ile din çeliştiği zaman, din akla göre uyarlanır. Yani din akla tabidir. Bu da bir cihetle tufeyli bir taklittir. Yani alim ve olgun bir kimsenin ham ve cahil birisini taklit etmesi misullü, İslam gibi mahz-ı hakikat olan bir dinin emeklemekte olan felsefeyi taklit edip ona tabi olması hakikaten bir hamakat bir hezeyandır, bir mugalatadır. 

Üstad Hazretleri haşiyede bu tarz vehim ve hezeyanları güzelce özetlemiştir. Fen ilimlerinde uzman birisinin sözü dinde nasıl delil teşkil etmez ise, din ilimlerinde uzman birisinin sözü de fen ilimlerinde delil teşkil etmez. Hem fen ilimlerini bilmeyen bir din aliminin dindeki otoritesi yara almaz. Çünkü herkes kendi sahasında söz sahibidir. Mesela tıp ilmini bilmiyor diye İmam Gazali’nin dindeki otoritesi sarsılmaz. Fen ilimlerini bilen birisi din ilimlerinde gurur yapamaz, zira alanı değildir.

(1) bk. Münazarat, Sualler ve Cevaplar

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...