Block title
Block content

Meleklerde "ene" olmadığına göre, Allah'ı nasıl tanıyorlar, şuurlu olarak nasıl ibadet ediyorlar?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Meleklerin Allah’ı tanıması ve marifeti; insanlardaki gibi külli ve ihatalı olmuyor. Yani Allah’ı bütün isim ve sıfatları ile tanımak ve marifet etmek, sadece insana mahsus kılınmıştır. İşte insan türünün meleklere rüchaniyeti ve üstünlüğü buradan geliyor. Meleklerin Hz. Âdem (as)’a secde etmesinde de aynı mana hükmediyor.

Lakin külliyetin böyle olması, meleklerin Allah’ı hiç tanıyamayacağı anlamına gelmez. Allah her bir meleğe bir isim ya da birkaç ismi kavrayıp ihata edeceği donanımı veriyor. Meleklerin kendi içlerindeki türleri ve ibadet noktasında sınıflara ayrılmaları bu manaya işaret ediyor. Öyle ki sadece secde eden, sadece rükuda bulunan, sadece kıyamda bulunan, sadece teşehhüdde bulunan melek türleri, meleklerin belli vazifelere münhasıran donatıldığı ve sadece o vazife ile muvazzaf bulunduklarını akla gösteriyor.

Diğer bir husus; insanların mahiyeti kadar geniş ve ihatalı olmasa da, meleklerin de kendilerine mahsus mahiyetleri ve manevi cihazları vardır. Meleklerin nefis ve şeytanı olmadığı için, onlarda makam kazanmak yoktur, manevi cihazları terakki ve tekemmül edemezler, sabit bir makamda dururlar. Yani insanlarda olduğu gibi, nihayetsiz terakki ve tedenni onlarda yoktur. Meleklerin isyan ve sukut yolu kapalı olduğu için, mücadele ve terakki yolu da buna orantılı olarak kapalıdır.

Özet olarak, meleklerin marifeti vardır, yalnız insanlarla kıyas edildiğinde sönük kalıyor. Yanlış olmasın, her insan meleklerden üstün demek değildir. Bizim burada kast ettiğimiz şey; insan ile meleklerin fıtrat ve mahiyet mukayesesidir, yani insan tür olarak meleklerden çok üstün bir türdür. Ama her insan üstündür manası bundan çıkarılamaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Dördüncü Dal | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3500 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

Lazgin

iblisin enaniyeti, kibri, melaikeye sirayet etmiştir ve yaptıkları istifsara, bir taifenin itirazı da karışmıştır.

(Sırr-ı Hilafet-i İnsaniye)
İşarat-ül İ'caz

Peki bu cümleyi nasıl anlamamız lazım?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

“İblisin enaniyeti, kibri, melaikeye sirayet etmiştir ve yaptıkları istifsara, bir taifenin itirazı da karışmıştır.”  

Yani “Melaikenin arasında -o vakit- bulunmakta olan İblisin enaniyetinin desisesinden çıktığı hissedilmiş; ayrıca, o istifsarın içine melaikeden başka bir taifenin itirazının müdahalesi neticesinde oluşturulduğu da işar olunmuştur.”  

Görüldüğü üzere iblis meleklerin arasında güya taat üzere görülürken meleklere enaniyet ve kibri sirayet ediyor. Melekler buna kanarak yaratılan Hz. Âdem’in (as) mahiyetini öğrenmek maksadıyla, Allah’a Âdem’in yaratılışı ile ilgili soru soruyorlar. Melâike de, “Yerde fesat yapacak, kan dökecek kimseleri mi yaratacaksın?” Bakara Sûresi: 30  dediler.

Bu soru bir itiraz değil, istifsardır. Yani bilmedikleri bir meseleyi öğrenmek gayesi ile sual sormaktır. Böylece hikmet-i İlâhiye tahakkuk ediyor. Hz. Âdem’in (as) rüçhaniyeti (üstün olması) ortaya çıkıyor. Netice olarak talim-i esmânın tahakkuku ile Hz. Âdem’in (as) yaratılmasının sırrı tahakkuk edince, melekler “evvelce İblisin enaniyet ve kibrine kanarak yaptıkları istifsardan pişman olarak, (istifsarları içine karışan İblisin enaniyetinin desiselerinden teberrî eyleyerek)

“Seni her türlü kusur ve noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen her şeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın.”  Bakara Sûresi: 32 dediler.” İşârât-ül İ’câz,

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...