"Menba-ı edeb olan Kur'ân-ı Hakîmin bâzı tâbirâtı" ifadesine misal verebilir misiniz? Ayrıca; insanların zahiren çirkin gördükleri bazı "Mahlûkların ve hâdiselerin" Allah’a bakan güzel ve hikmetli veçheleri ile alâkalı da misal verir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bilindiği gibi, belağatın mühim bir esası mukteza-yı hale mutabakattır. Yani, hal neyi gerektiriyorsa ona göre kelam etmek icab eder. Pis bir kokuyu tarif ederken, çiçekten değil gübreden misal getirilir.

Kur’ân-ı Kerim'in zahiren edebe muhalif sanılan bazı tabirleri de bu noktada tam yerindedir ve belağatın tarifine uygundur. Bunlardan bir misal:

Kur’ân-ı Kerim'de Lokman hekimin oğluna yaptığı nasihatler nakledilmekle, bunların bütün Müslümanlar için de uyulması gereken ehemmiyetli düsturlar olduğu ders verilmiştir. Bunlardan birisi de konuşurken sesi fazla yükselterek başkalarını rahatsız etmemektir.

Kur’ân-ı Kerim'de insanları bu kötü adetten vazgeçirmek üzere Lokman Hekimin oğluna yaptığı şu nasihat nakledilir:

“Yürüyüşünde mutedil ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!” (Lokman Suresi, 31/19)

Diğer bir misal: Tevrat’ın hükümlerini kendi keyiflerince değiştiren sözde din adamları hakkında şu benzetme yapılır:

“Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. …” (Cuma Suresi, 62/5)

Bu vesileyle bir ehemmiyetli noktaya da temas etmekte fayda görüyoruz:

Bazı haddini aşan kişiler, Hazreti Mevlâna’nın birtakım misallerini kendilerince edebe muhalif görmüş ve tenkit etmişlerdir. Hâlbuki o misaller konunun aydınlanması noktasında tam yerindedir ve okuyucuya, büyük bir ibret ve tefekkür dersi verirler. Bunlardan çok hoşuma giden birisini nakletmek isterim:

“Adama sordular, 'Anneni niçin öldürdün?' diye.

'“Onu yabancı biri ile gördüm.”, dedi.
“Peki, anneni öldüreceğine o adamı öldürseydin ya!” dediler.
“O zaman, dedi, her gün bir adam öldürmem gerekecekti.”

Hazreti Mevlâna bu misali “bütün kötülüklerin anasının nefis olduğunu” açıklamak üzere veriyor. Ve nefis öldürülmedikçe kötülüklerin sonunun gelmeyeceğini çok harika bir şekilde zihinlere yerleştiriyor. Şimdi bu hikmet dolu misali, edebe muhalif sayarak tenkit etmek mümkün mü?

Zahiren çirkin görünen bazı “mahlûkların ve hâdiselerin” hakikatte güzel ve hikmetli olmalarına gelince, zaten Üstad Hazretleri bu konuda kendisi üç misal vermiş bulunuyor. Bunlara ilave olarak yine kendisinin ölüm hakkındaki şu güzel sözünü nakletmek isterim:

“Ölümün peçesi gerçi karanlık, siyah, çirkin ise de, fakat mü'min için asıl siması nuranîdir, güzeldir gördüm.” (Lem’alar, Yirmi Altıncı Lem'a.)

İnsana en dehşetli görünen ölüm hâdisesinin içyüzünün güzelliği hakkında Nur Külliyatı'nda birçok açıklamalar yapılmıştır. Bunlardan birkaçını hatırlayalım:

"Mevt (ölüm), vazifeden paydostur, tebdili-i mekândır, ıtlak-ı ruhtur, haps-i bedenden azad olmaktır. Kabir bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır."

Yine Nur Külliyatı'nda, Cihan Harbinde mağlup düşerek çok sayıda şehit vermemiz konusunda şu müjde ve teselli cümlesi yer alır:

"Mükafat-ı hazıramız ise; fasık, günahkar bir milletten, hums olan dört milyonu velâyet derecesine çıkardı; gazilik, şehadetlik verdi."(Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...