Block title
Block content

"Merhametine mazhar olanların, hususan Cennet-i bâkiyede nihayetsiz enva-ı rahmet ve şefkatine mazhar olanların derece-i saadetlerine ve tena'umlarına ve ferahlarına göre, o Zât-ı Rahmânirrahîm, Ona lâyık bir tarzda bir muhabbet, bir sevmek gibi,.." izah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Merhametine mazhar olanların, hususan Cennet-i bâkiyede nihayetsiz enva-ı rahmet ve şefkatine mazhar olanların derece-i saadetlerine ve tena'umlarına ve ferahlarına göre, o Zât-ı Rahmânirrahîm, Ona lâyık bir tarzda bir muhabbet, bir sevmek gibi, Ona lâyık şuûnâtla tâbir edilen ulvî, kudsî, güzel, münezzeh mânâları vardır. 'Lezzet-i kudsiye, aşk-ı mukaddes, ferah-ı münezzeh, mesrûriyet-i kudsiye' tâbir edilen, izn-i şer'î olmadığından yâd edemediğimiz gayet münezzeh, mukaddes şuûnâtı vardır ki, her biri, kâinatta gördüğümüz ve mevcudât mâbeyninde hissettiğimiz aşk ve ferah ve mesrûriyetten nihayetsiz derecelerde daha yüksek, daha ulvî, daha mukaddes, daha münezzeh olduğunu çok yerlerde ispat etmişiz."(1)

İnsanın sahip olduğu duygu ve hissiyatlar her ne kadar Allah’ın şuunatının bir tecellisi bir yansıması olmuş olsa da bu duygu ve hissiyatlar ilahî şuunatın bire bir dengi bire bir karşılığı değildir.

Şayet insan kendi hissiyatı ile ilahî şuunatın arasındaki fark ve imtiyazı tam manası ile idrak etmezse, şuunat meselesi marifet olmaktan çıkar tam aksine şirk ve ego mecrasına kayar. Hatta felsefe bu idraksizliği beslerse insanın firavun olması kaçınılmaz olur.

Kâinatın yüzünde haşmetle tecelli eden isimler insanda okunaklı ve küçük boyutlarda tecelli ediyor. Ta ki insan kendi dünyasında bu isimleri rahatlıkla görüp okuyabilsin. Kâinatın genelinde haşmet ve azamet ile tecelli etmeye vahidiyet, aynı tecellinin insanda küçük boyutlarda ve okunaklı bir şekilde tecelli etmesine de ehadiyet deniyor.

İnsanı diğer mahluklardan üstün kılan husus, bu ehadiyete mazhar olmasıdır. Allah her bir insanı âdeta küçük bir âlem, küçültülmüş bir kâinat şeklinde yaratmıştır. Bu anlamda kendini bilen ve okuyan bir insan Rabbini de bilir. Ama okuyamaz da kendinde bir şeyler vehmederse, o zaman insan tersi yönünden bir tedenni girdabına girer.

İnsanın fıtratına konulan nakış, kabiliyet ve duygular marifet açısından çok önemli bir fırsattır; ama bu fırsat iman ve mana-yı harfi ile değerlendirilmez ise tam bir felaket olur. Tarihte Firavun, Nemrut misal insanların çokluğu bu gerçeğe dayanmaktadır.

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, İkinci Mevkıf.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...