Block title
Block content

"Merkez-i hilâfet eski zamanda Irak’ta ve Şam’da ve Medine’de bulunduğundan..." Bu ifadelere binaen; mehdinin, süfyanın, son hilafet merkezi olan Türkiye'den, hatta İstanbul'dan çıkacağı söylenebilir mi?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hadis âlimleri hilafet merkezine göre yorumlar yapmış, hatta bu yorumlar kabul görüp ahir zaman şahıslarının Hicaz’da, Halep’te veya Şam’da zuhur edecekleri benimsenmiştir. Hilafetin merkezi tarihte birçok kez yer değiştirmiştir. En son İstanbul’da hilafet temsil edilmiş ve Ankara’da kaldırılmıştır. Günümüzde ise, hilafeti temsil eden bir devlet veya kurum bulunmamaktadır.

Risale-i Nur’da Üstad'ın bize aktardığı bilgilere göre mehdi ve süfyanın şahıs olarak geçtiğimiz yüzyılda zuhur ettiğini, mehdiyet ve süfyaniyet akımlarının günümüzde de devam ettiğini çok açık bir şekilde anlayabiliyoruz. Üstad, mehdiyeti ve süfyaniyeti anlattığı konularda Anadolu’yu ve Risale-i Nur’un Anadolu’daki vazifesini sıkça nazara vermektedir. Örneğin süfyanın anlatıldığı bir yere göz atalım:

“Bir rivayette 'İslâm Deccalı Horasan taraflarından zuhur edecek.' denilmiş. لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ bunun bir tevili şudur ki: Şarkın en cesur ve kuvvetli ve kesretli kavmi ve İslâmiyet’in en kahraman ordusu olan Türk milleti, o rivayet zamanında Horasan taraflarında bulunup daha Anadolu’yu vatan yapmadığından, o zamandaki meskenini zikretmekle Süfyanî Deccal onların içinde zuhur edeceğine işaret eder.”(1)

Bu açıklamaya göre Süfyan’ın Anadolu’dan ve Türk Milleti içinden çıktığını söyleyebiliriz.

“Risale-i Nur, Sefine-i Nuh gibi Anadolu’yu Cebel-i Cûdi hükmüne getirip küre-i arzın yangınından ve tufanından kurtulmasına sebeptir. Çünkü zaaf-ı imandan gelen tuğyan, ekseri musibet-i âmmeyi celbettiği gibi; imanı fevkalâde kuvvetlendiren Risaletü’n-Nur, o musibet-i âmmeyi dairesinin haricine bırakmaya rahmet-i İlahiye tarafından vesile oldu.”(2)

“Ve öyle kökleşmiş ki inşâallah hiçbir kuvvet Anadolu’nun sinesinden onu (Risale-i Nur’u) çıkaramaz. Tâ âhir zamanda, hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri Cenab-ı Hakk’ın izniyle gelir, o daireyi genişlettirir ve o tohumlar sümbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz.”(3)

Burada ise deccaliyet ve süfyaniyetin neticeleri olan azgınlık ve sapkınlığı Risale-i Nur eserlerinin izale ettiği ifade ediliyor. Nasıl Nuh aleyhisselamın gemisi Cudi dağına oturdu ve insanlık orada yeniden türemeye ve gelişmeye başladıysa, Risale-i Nur da Anadolu’daki iman hareketinin yeniden ayağa kalkmasını sağlıyor ve insanların koyu fikir karanlıklarına saplanmalarına mani oluyor, sefahet bataklıklarında boğulmak üzere olanları kurtarıyor; mehdiyetin vazifesini yerine getiriyor.

Sözün kısası, ahir zaman rivayetlerinin büyük çoğunluğunun Anadolu ve çevresini kapsadığını, mehdi ve süfyanın zuhur ettiğini, onların başlattığı akımların günümüzde de hükümferma olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Dipnotlar:

(1) bk. Şuâlar, Beşinci Şuâ.
(2) bk. Kastamonu Lâhikası, (90. Mektup).
(3) bk. age., (72. Mektup)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...