"Meselâ şâhane bir bağ var ki, nihayetsiz meyvedar ve çiçekdar masnu'lar içinde bulunuyorlar... Ziya ve hava ve toprağın hizmet-i bendeganesinden başka bütün hademelerin, o sersemden şekvaya hakları vardır." izah eder misiniz, "başka" ifadesi ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Birinci Temsil: Meselâ şâhane bir bağ var ki, nihayetsiz meyvedar ve çiçekdar masnu'lar içinde bulunuyorlar. Ona nezaret etmek için pek çok hademeler tayin edilmiş. Bir hizmetkârın vazifesi dahi, yalnız o bağa yayılacak ve içilecek suyun mecrasındaki deliğin kapağını açmaktır. Ve şu hizmetkâr ise tenbellik etti, deliğin kapağını açmadı. O bağın tekemmülüne halel geldi veyahut kurudu. O vakit Hâlık'ın san'at-ı Rabbaniyesinden ve Sultan'ın nezaret-i şahanesinden ve ziya ve hava ve toprağın hizmet-i bendeganesinden başka bütün hademelerin, o sersemden şekvaya hakları vardır. Zira hizmetlerini akîm bıraktı veya zarar verdi.”

Üstad Hazretleri burada bir bahçe örneği veriyor. Bahçenin gelişip büyümesinde binlerce kişi çalışıyor. Bu kişilerin hepsi ayrı bir vazife yapıyor, bunların hepsinin çalışmasının neticesinde; bahçe güzel bir şekil alıyor. Bu binlerce görevden birisi de; bahçeye giden su kanalının vanasını açıp kapama işidir.

Şimdi bu kanal vanasının başında oturan adam, ben şu vanayı açmasam bütün bahçe kurur ve güzelliklerini kaybeder, öyle ise şu bahçenin bütün güzellikleri bana ve şu vazifeme aittir dese, diğer bahçe emekçilerine zulüm ve haksızlık etmiş olur. Zira bahçenin kurutulması ya da güzelliklerinin yok edilmesi için, bir vazife ya da sebebin terk edilmesi yeterlidir. Ama bahçenin güzelliklerin oluşması için tek tek bütün sebeplerin ve vazifelerin ifa edilmesi gerekiyor. Vanayı açıp kapamak, bu bin vazifeden sadece bir tanesidir. Vananın açılması ile işler bitmiyor, bahçenin diğer vazifelerinin de görülmesi gerekiyor.

Öyle ise bahçenin güzellikleri, bütün çalışanların emeklerinin ortak bir mahsulüdür; ama lakin bahçenin kurutulması bir adamın vazifesini terk etmesi iledir.

Şimdi bahçenin sahibi, vana başında oturan adamın vazifesizliğine çok şiddetli bir şekilde kızması ve ona sanki bin kişi gibi muamele etmesi ve öyle cezaya çarptırması, vana açmamanın neticesindeki büyük yıkım ve tahribatlar içindir, yoksa sadece vanayı açmamak fiili ve vazifesine kızmıyor. Vana açmamak basit bir olay; lakin bu basit olayın sonucunda bin kişinin hizmet ve emeği heba oluyor, bahçe kuruyor. Bu yüzden vanayı açmayan adam, bahçede çalışan bin kişinin emeğine ve hizmetine ihanet etmiş oluyor. Elbette bahçe sahibi bu adamdan hesap sorarken, o bin çalışanın hakkını da beraberinde soracaktır.

İnsan da şu kainat bahçesinde suyun vanasını açıp kapamak misüllü, önemli bir mevkiinin ve vazifenin başındadır. Kainat bahçesinde hava, su, ateş toprak gibi sayısız hizmetçi ve emekçi, Allah’ın istihdamı ile çalıştırılıyor. İnsan da bu bahçenin meyvesi ve en önemli halifesi konumundadır. Yani kainat, insanın vazifesine bağımlı olarak istihdam olunuyor. İnsan bu vazifeyi terk ederse, kainatın bütün çaba ve hizmetleri boşa çıkar.

İnsanın vazifesi ise; iman ve ibadettir. İnsan bu vazifeleri terk ederse, bütün kainatın yaratılış amacına ve hizmet çabasına ihanet etmiş olur. Allah da insandan hesap sorarken, bütün kainatın hak ve hukuku ile beraber sorar. İşte Kur’an’ın, şiddetli bir şekilde, insandan sanki kuvvetli bir tasarruf ehli gibi şikayet edip tehdit etmesi, bu sırdan ileri geliyor. Yoksa hakikatte insan gayet zayıf ve acizdir; ama terk-i vazife neticesinde yaptığı zulüm ve tahribat, vana başında oturan adamın bahçeyi kurutması gibi çok büyük ve dehşetlidir. İşte Allah, bu basit vazife terkine değil, bu terkten sonra hasıl olan dehşetli neticelere hiddet edip kızıyor.

Bu soruya, temsili hakikate tatbik ederek cevap verelim. O bağda yetişecek bitkiler, çiçekler, meyveler Allah’ın birer sanat eseri olarak O’nun isimlerine ayna olacaklardı. Ve Cenâb-ı Hak kendi sanatını bizzat kendisi seyrettiği gibi, seyirci mahlukatı olan meleklere ve diğer ruhaniyata da seyrettirecekti. Ziya, hava ve toprak da bu yüksek maksada hizmet etmekle şeref kazanacaklar, o bağdakilerin tespihlerine yardım etmiş olacaklardı.

İşte o hizmetçinin bu ihmaliyle bütün bu gayeler tahakkuk etmemiş oluyor. Bundan “başka” yani bu gayelerin akim kalmasının “yanında”, o bağda hizmet gören diğer çalışanların da bütün gayretleri boşa çıkacak, onlar da bu ihmalkâr hizmetçiden davacı olacaklardır. Buna göre, buradaki “başka” kelimesi, “bunlarla beraber, bunların yanında” manasında kullanılmıştır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...