Block title
Block content

Mesnevi'de, gafletle yapılan zikirlerin feyizden faydadan hali olmadığı ifade edilmiştir. Başka bir risalede ise Kur'an tilaveti niyeti haricinde gafletle yapılan zikrlerin zarar verebileceği ifade ediliyor. İki ifade nasıl örtüşebilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Gaflet anında yapılan ibadet ifadesi ile, gafil yapılan ibadet ifadesi farklı şeylerdir. Gaflet ve meşakkat anında yapılan ibadetler çok sevaplı ve çok makbul iken, ibadetin gafilane yapılması ibadetin kalitesini düşürüyor. Bu yüzden gaflet içinde ibadet yapmak ile gafil ibadeti birbirine iltibas etmeyelim.

İbadetin her yerinde ve her anında akıl ve şuurun bulunması iktiza etmiyor. Akıl usanıp gaflete çabuk girse de, ibadet ve zikirden usanmayan latifeler de bulunuyor. Üstad Hazretlerinin şu ifadeleri meseleye ışık tutar mahiyettedir:

"İ'lem eyyühe'l-aziz! Tesbihat, ibâdât, gayr-ı mahdud envâlarıyla her şeyde vardır. Fakat, her şeyin kendi tesbihat ve ibadetini bütün vecihlerini daima bilip şuur edinmesi lâzım değildir. Çünkü, husul huzuru istilzam etmez. Tesbih ve ibadet edenler, yalnız yaptıkları amelin mahsus bir tesbih veya sıfatı malûm bir ibadet olduğunu bilirlerse kâfidir. Zaten Mâbud-u Mutlakın ilmi kâfidir. İnsandan maadâ mahlûkatta teklif olmadığından, onlara niyet lâzım değildir. Ve keza, amellerinin sıfâtını bilmek de lâzım değildir."(1)

Kainatta her şey Allah’ı tesbih edip ona bir şekilde ibadet ediyor. Bu tesbih ve ibadette irade ve şuur sahipleri bilerek ve irade ederek tesbih ve ibadette bulunuyorlar. İrade ve şuur sahibi olmayan diğer mahlukat ise vazife ve fıtrat itibari ile tesbih ve ibadet yapıyorlar. İradesiz ve şuursuz olan bu mahlukat hal dili ve vazife noktasından fıtri olarak tesbih ve ibadette bulunuyorlar. Onlar hal ve vazife noktasından ne yaptıklarını bilmeseler de, Allah’ın sonsuz ilmi onlar adına biliyor. Allah’ın bu bilmesi tesbih ve ibadet noktasından yeterlidir.

Bir vazife ya da ibadetin husulü, yani gerçekleşmesi huzura, yani şuur ve niyete bağlı değildir. Nitekim kainatta her bir atom parçacığı mükemmel vazife ve ibadet yapmasına karşın, bu atomda zerre kadar bir huzur ve şuur yoktur, yani ne yaptığından habersizdir. Demek bir neticenin hasıl olması huzura bağlı değildir.

Saat vakti bildirmek noktasında husul içindedir, ama ne yaptığını bilmediği için huzur içinde değildir. İradesiz ve şuursuz mahlukatta huzur yerine husul hakimse, bizde, yani şuur ve irade sahiplerinde de tam aksine huzur  hakim olmalıdır. Yani tesbih ve ibadetlerimizi kime ve nasıl yaptığımızdan haberdar olmalıyız. Ne kadar huzur varsa o kadar kalite vardır demektir.

Zikri sadece kıraat-ı Kur’an’a münhasır kılmak da yanlış olur.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Onuncu Risale

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...