Block title
Block content

"Meşrutiyet doğru olursa, kaymakam ve vâli, reis değiller, belki ücretli hizmetkârlardır." O halde, meşrutiyet veya cumhuriyet tam yerleşmez ise, gayri müslümlerin müstebit olma riskine binaen, onlara yüksek makam verilmemeli midir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"S - Şimdi Ermeniler kaymakam ve vali oluyorlar. Nasıl olur?"

"C - Saatçi ve makineci ve süpürgeci oldukları gibi. Zira, meşrutiyet, hâkimiyet-i millettir. Hükûmet hizmetkârdır. Meşrutiyet doğru olursa, kaymakam ve vâli, reis değiller, belki ücretli hizmetkârlardır. Gayr-ı müslim reis olamaz, fakat hizmetkâr olur."(1) 

Meşrutiyet; milletin oyları ile seçilmiş bir meclisin devleti tedbir ve idare etmesidir. Hükümet ise, bu meclisin görevlendirmesi ile milletin işlerini ve hizmetlerini gören bir hizmetkardır. Şimdilerdeki gibi millete tepeden bakan, efendilik taslayan bir tekebbür vasıtası değildir. Meşrutiyet ve sistem düzgün ve sağlam bir şekilde çalışırsa vali, kaymakam gibi idareciler efendi değil, maaşlı hizmetkar olurlar. İslam’a göre gayri müslim bir teba İslam ümmetine efendi ve reis olamaz, ama maaşlı bir hizmetkar olabilir.

"İslam diyarında riyaset ve idarenin kontrolü Müslümandan başkasına verilemez." hükmü ile "Müslüman riyasetinde zımni sevk edilebilir." hükmü farklı şeylerdir. Nitekim Maliki mezhebinde zımnilerin devlet dairesinde amir olarak değil, memur olarak vazife yapmasında bir sakınca yoktur.

Ayrıca, Ehl-i kitap olanlar, İslam’daki zımni hukuku sayesinde, İslam diyarında Müslümanlar ile beraber emniyet içinde yaşabilirler. Bu yüz yıllarca uygulana gelen ve İslam’da hukuki kaynağı olan bir şeydir. Bu yaşama şeklinde Müslümanlar galip ve reis, Ehl-i kitap ise zımni ve memurdur.

Üstad'ın yukarıda yer alan şu ifadeleri sizin sorunuza da cevaptır:

“Meşrutiyet doğru olursa, kaymakam ve vâli, reis değiller, belki ücretli hizmetkârlardır. Gayr-ı müslim reis olamaz, fakat hizmetkâr olur.”

Bu ifadelerde şartlı bir cümle var. “Meşrutiyet doğru olursa” cümlesi. Şayet meşrutiyet doğru olmazsa, yani istibdat, tahakküm ve kişisel görüşler hakimse, bu durumda şartlı cümlenin diğer ifadesi tahakkuk etmez. Yani demokrasi doğru olmaz ise, kaymakam vali ve reis hizmetkar olmaz, hakim ve efendi olur. Halbuki, İslam’da, gayrı Müslimler hakim ve efendi olamaz. Öyle ise üstadın bu hükmü, doğru işleyen bir demokrasi için geçerlidir diye anlıyoruz.

(1) bk. Münazarat, Sualler ve Cevaplar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Münazarat | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2843 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...