Block title
Block content

"Meşrutiyet-i ilmiye hakkıyla teessüs etse, meyl-i taharri-i hakikatin imdâdıyla, fünun-u sâdıkanın muâvenetiyle, insafın yardımıyla şu fırak-ı dâlle Ehl-i Sünnet ve Cemaate dahil olacakları kaviyyen me’mûldür." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İlim, araştırma ve insaf, insanlık içinde geliştikçe insanlığın İslam’ın hakkaniyetini anlaması ve ona tabi olması daha kolay hale gelir. Zira İslam ile insanlığın önündeki en büyük perdeler, cehalet ve taassuptur. Cehalet ve taassubun panzehri ve ilacı ise ilim, araştırma ve insaftır.  

İlim ile mücehhez insaf ve araştırma vasfı olan insanların İslam’ı bulup iman etmesi an meselidir. Dolayısı ile bu zamanda fen ilimlerinin inkişaf etmesi, araştırma ve insafı da beraberinde inkişaf ettiriyor. Bu da İslam’ın önündeki kara perdelerin aralanmasına bir vesile oluyor. Dalalete sapmış guruplar bu yolla hidayeti bulacaklar inşallah.

Gelecekte hüküm İslam hakikatlerinin olacaktır. Geleceğin saadet sarayında tahta, hakikatler ve eğitim sistemi oturacak. Yani bu asırda ilim ve fen hükmedecek. Kimin elinde ilim ve fen varsa, galibiyet ve dünyevi saadet onun olacak. Üstad Hazretleri burada ilim ve fennin İslam hakikatlerinin anlaşılmasında ve kuvvet kesp etmesinde önemli bir rol alacağına işaret ediyor.

Mazide ilim ve fen değil, hissiyat ve taassup hükmediyordu. İnsanların ekseriyeti mensup olduğu inanç ve değerlere körü körüne bağlanıyor ve akıl ve muhakemeden ziyade hissiyat ve tarafgirlik duygusu ile hareket ediyordu. Bu da doğal olarak taklit ve taassubu netice veriyordu. Taklit ve taassubun olduğu bir zeminde İslam hakikatleri inkişaf etmez parlaklığını izhar edemez.

İnsanlar üstünde, bu taklit ve taassuptan gelen bir baskı ve istibdat hakim idi, yani insanlar inançlarını sorgulayamaz otoriteyi eleştiremez bir durumda idiler. Mesela, Avrupa yüz yıllarca kilise otoritesinin baskısı altında akla ve muhakemeye kapı açamamıştır. Bundan da ilkel ve mutaassıp bir toplum çıkmıştır. Bu gibi toplumsal hastalıklar, İslam güneşinin önünde ciddi bir engel ve perde görevini yapmışlardır.

Ama bu zamanda bu taassup ve taklit, yerini maarif ve ilme terk ettiği için, insanlar özgür ve sağlıklı bir muhakeme ile hakikatin peşine düşüyorlar ve hakkı arıyorlar. İslam da güneş gibi parlak bir hakikat olduğu için, elbette bu insanlar birgün İslam güneşinin farkına varacaklardır, diyor Üstad Hazretleri... 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Münazarat | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 769 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

ilyas26125
İzahınız çok güzel olmuş amayYukarıda geçen meşrutiyet-i ilmiye kavramına takıldım. Ne demektir? İzah edebilir misiniz
Log in or register to post comments
Editor (Muaz)
Meşrutiyet-i ilmiye entelektüeal despotizm ya da ilmi istibdatın zıddı oluyor. Harun Reşid'in İmam Malik'in Muvatta isimli eserini tamim etme girişimine İmam Malik'in itiraz etmesi esasında ilmi istibdada karşı olduğunu gösteriyor. Kısaca meşrutiyet-i ilmiye ilmin ya da ilim yapmanın serbest ve özgür olması gerektiğini ifade ediyor. İlmin tekelleşmesi yerine demokratikleşmesi ve genelleşmesi anlamına da gelir.
Log in or register to post comments
BENZER SORULAR
Yükleniyor...