Block title
Block content

MEVCUD-U MEÇHUL

 
İnsan, İlâhî sıfatların ancak varlıklarını bilebilir, mahiyetlerini bilemez. Allah, ancak Mevcud u Mechul olarak bilinebilir. Yani, “Onun varlığında asla şüphe yoktur, fakat zâtının ve sıfatlarının mahiyetini bilmek insan idrakini aşar.”

“Cenab-ı Hakk’a mevcud u mechul ünvanıyla bakılırsa, ma’rufiyet şuaları bir derece tebârüz eder.” (Mesnevî-i Nuriye)

Allah’a böylece iman eden bir insan, Onu tanıma yoluna girmiş demektir. Artık o kişide “marufiyet şuaları” yani Allah’ı tanımanın ışıkları kendini gösterir.

Akıl mahluk olduğu gibi, onun bilgi sahasına giren her şey de mahluktur. Öyle ise sınırlı olan akıl, sonsuz ve mutlak olanı anlayamayacağını idrak ettiği anda, Allah’ı bilme yolunda önemli bir adım atmış olacaktır.

Bu gerçeği anlamamız için en güzel örnek kendi ruhumuzdur. İnsan ruhu, mahiyetiyle bilinmez, ancak faaliyetleriyle anlaşılır. Ruhu böylece tanıyan bir insan, onu tanımaya başlamış demektir. Böyle yapmayıp, ruhun mahiyeti hakkında konuşan, “uzunluğu şu kadar, eni bu kadardır; bedenin şurasında oturur, rengi şöyledir” gibi şeyler söyleyen insan, ruhu bilmediğini gösterir ve onu tanımaktan daha da uzaklaşır.

Ruhun mahiyeti bilinmez. O, beden ülkesini sevk ve idare eden ilâhî bir kanundur. Toprağı görüp yerçekimini göremediğimiz gibi, bedeni görür fakat ruhu seyredemeyiz.

Ruh, ne hanesi olan bedene benzer, ne de o haneyi kuşatan kâinata. Ruh bedende misafir olan apayrı bir mahiyettir.

Ruh hakkında insana çok az bilgi verilmiştir. İnsan bu bilgi ile, ruhunu “bilinmez” olarak bilir, “anlaşılmaz” olarak anlar.

Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1919 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...