Block title
Block content

Mevcudat, canlı-cansız her şey "abd" midir; ibadet ederler mi?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Abd" ve "ibadet" gibi terimlerde en ön plana çıkan vasıf "itaat" etmektir. Cansız varlıklar da Allah’a tam anlamı ile muti oldukları için, abd ve ibadet kapsamına girerler. Abd ve ibadet kapsamına girmek için şuur zaruri bir şart değildir.

Kainatta ne var ne yok, her şey Allah’ı tesbih edip, ona bir şekilde ibadet ediyor. Bu tesbih ve ibadette, irade ve şuur sahipleri bilerek ve irade ederek tesbih ve ibadette bulunuyorlar. İrade ve şuur sahibi olmayan diğer mahlukat ise, vazife ve fıtrat itibari ile tesbih ve ibadet yapıyorlar. İradesiz ve şuursuz olan bu mahlukat, hâl dili ve vazife noktasından fıtri olarak tesbih ve ibadette bulunuyorlar. Onlar hâl ve vazife noktasından ne yaptıklarını bilmeseler de, Allah’ın sonsuz ilmi onlar adına biliyor. Allah’ın bu bilmesi tesbih ve ibadet noktasından yeterlidir.

Konuyla ilgili iki ayet meali:

"Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Hadîd, 57/1)

"Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar, O'nu tesbih ederler. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, Halîm'dir, çok bağışlayandır." (İsrâ, 17/44)

Külliyat'ta ise konu şöyle geçiyor:

"İ'lem eyyühe'l-aziz! Tesbihat, ibâdât, gayr-ı mahdud envâlarıyla her şeyde vardır. Fakat, her şeyin kendi tesbihat ve ibadetini bütün vecihlerini daima bilip şuur edinmesi lâzım değildir. Çünkü, husul huzuru istilzam etmez. Tesbih ve ibadet edenler, yalnız yaptıkları amelin mahsus bir tesbih veya sıfatı malûm bir ibadet olduğunu bilirlerse kâfidir. Zaten Mâbud-u Mutlakın ilmi kâfidir. İnsandan maadâ mahlûkatta teklif olmadığından, onlara niyet lâzım değildir. Ve keza, amellerinin sıfâtını bilmek de lâzım değildir."(1)

Bir vazife ya da ibadetin husulü, yani gerçekleşmesi huzura, yani şuur ve niyete bağlı değildir. Nitekim kainatta her bir atom parçacığı mükemmel vazife ve ibadet yapmasına rağmen, bu atomda zerre kadar bir huzur ve şuur yoktur, yani ne yaptığından habersizdir. Demek bir şeyin hasıl olması huzura bağlı değildir. Saat, vakti bildirmek noktasında husul içindedir, ama ne yaptığını bilmediği için, huzur içinde değildir.

İradesiz ve şuursuz mahlukatta huzur yerine husul hakimse, bizde yani şuur ve irade sahiplerinde de tam aksine huzur  hakim olmalıdır. Yani tesbih ve ibadetlerimizi kime ve nasıl yaptığımızdan haberdar olmalıyız. Ne kadar huzur varsa, o kadar kalite vardır demek.

Özetlemek gerekirse, kainatta şuurlu şuursuz her şey ibadet etmektedir. Şuursuzlar açısından ibadette niyet ve huzur gerekmiyor. Öyle ise bütün camidatın ibadet ve tesbih içinde olmasını istibad edemeyiz. Üstad Hazretlerinin ifadesi ile "Husul huzuru gerektirmiyor."

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Onuncu Risale.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Üçüncü Mevkıf | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1652 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...