Block title
Block content

Mevcudattaki her şey esmanın tecellisi olduğuna ve her şeyin faili Allah olduğuna göre, mevcudat aslında Allah mıdır? İnsan nedir? Mevcudat nedir? Risale-i Nurlardan örneklerle cevap verir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mevcudat: Var olan her şey demek olup, Allah’ın vücut sıfatına matuf bir kelimedir. Evet, bütün varlıklar varlığını Allah’ın Vacibü'l-Vücud olan varlığına borçlu olup, onun varlığı ile kaimdirler. Yani mevcudatı yokluktan varlık alemine çıkaran Allah’ın sonsuz kudret sıfatıdır.

Allah zatı ile değil, isim ve sıfatları ile her yerde hazır ve nazırdır. Allah’ın, Zatı ile her yerde hazır ve nazır olması, Allah’a zaman ve mekan isnat etmek olur ki, bu da şirktir. Allah’ın zatı zaman ve mekandan münezzehtir. Allah için, zamanın ve mekanın yanında, içinde, dışında gibi kavramlar, Allah’a zaman ve mekan  ittisal etme veya onlara benzetme olacağı için caiz değildir.

On Altıncı Söz'deki güneş örneği bu hakikati akla yaklaştırmak için verilmiştir. Güneş zatı itibarı ile bizden çok uzak olmasına rağmen, ısı ve ışığı ile göz bebeğimizin içine kadar giriyor. Allah Zatı itibari ile mahlukattan nihayetsiz uzak ve münezzeh iken, isim ve sıfatları ile bize şah damarımızdan daha yakındır. Bu mana itibari ile Allah kainatta zatı ile değil, isim ve sıfatları ile iş görüyor denir. Ama isim ve sıfatların arkasında ve menbaı olarak yine mübarek Zat-ı Akdesi vardır.

Sanatkar ile sanat arasındaki münasebet, sanat noktasındandır. Mahiyet ve vasıf alışverişi şeklinde değildir. Sanatkar, sanatının üstünde bilgi, beceri ve hünerlerini sergiler. Ama kendine ait bir vasfı o sanatına aktarması gerekmez. Ya da sanatında yapmış olduğu bir hal ve vasıf ile muttasıf olması gerekmez.

Mesela, marangoz, maharet ve becerisi ile güzel bir masa yapsa, o masaya kendine ait hayat ve konuşma gibi sıfatlarını vermesi gerekmediği gibi, o masaya has olan vasıf ile de vasıflanması gerekmez. Herhangi bir vasıf alıp vermeden de o masayı yapabilir. Marangoz, hüner ve becerisi ile masanın her tarafında her yerindedir, ama zatı itibari ile masanın içinde değildir. Marangoz masanın failidir, öyle ise marangoz da masa cinsindendir demek, tam bir safsatadır, tam bir komikliktir.

Allah ile mahlukat arasında da yaratma ve yaratılma ilişkisi vardır. Allah, kendinde olması caiz olmayan bir vasfı sanatına verebilir. Mesela, Allah bize mide ve bağırsak vermiştir. Bunları verdi diye, -haşa- kendinde de mide ve bağırsağın olmasını varsaymak yanlış bir önerme olur. Allah, insana acizlik ve fakirlik gibi halleri vermiş ki, aciz ve fakir olmayan Allah’a ulaşabilsin, idrak edebilsin. İnsana bu halleri vermesi, kendinde olmasını gerektirmez.

Allah, ilm-i ezelisi ile her şeyin hakikatini ve içyüzünü bilir ve onun ilminde hiçbir şey saklanamaz. Senin, içinde olduğun bir hali, Allah, içinde olmadan, ilmi ile bilebilir. Hatta, Allah’ın ilmi bizim cüzi ve arızi ilmimiz gibi olmadığı için, senin, içinde bulunduğun hali yaşamadan, senden daha iyi bilir. Onun, ilm-i ezeli ve her şeyin içine nüfuz  eden bir ilimdir. Ama Onun ezeli ilmine kainatta hiçbir mahluk sahip değildir. Yani onun ilmi hem her şeyin içindedir hem de her şeyin fevkindedir. Yani her şeyden münezzeh ve mukaddestir.

Evet, Allah’ın dışındaki bütün varlıklar, vücutlarını Allah’ın var etmesine borçludurlar. Kendi kendilerini icat edemedikleri gibi, birbirlerini de icat edemezler. Zira kendi vücut bulmamış bir şeyin, başka bir şeye vücut vermesi mümkün değildir. Öyle ise her şeyi yoktan var edip vücut veren yegane sebep Allah’tır. Bunun dışında hiçbir sebep ya da mahluk, vücut kazanamazlar.

Kayyumiyet, her şeyin Allah’ın kudreti ile ayakta durması anlamındadır. Yani atomdan ta galaksilere kadar her şey varlığında ve hareketlerinde, Allah’ın kudreti ile varlar ve onun kuvveti ile hareket ediyorlar. Allah bir an kudretini bu kainattan ve varlıklardan çekse, her şey yerle bir olup helak olur. İşte kudretin kainat ile olan bu münasebetine kayyumiyet deniyor. Bütün mahlukatın, Allah’ın vücudundan feyiz alması bu anlamdadır. Yani bütün vücutlar vücutlarının icadını ve devamını Allah’ın ezeli ve ebedi olan vücuduna borçludurlar demektir.

Her mevcut ve mahluk hadistir; yani sonradan icat edilmiştir. Hiçbir mahluk ve mevcut ezeli değildir. Her şeyin varlığını sonradan ve hiçten Allah yaratmıştır. Mahlukat ile Allah arasında sadece ve sadece yaratma ve yaratılma ilişkisi vardır, bunun dışında herhangi bir münasebet yoktur. Yani mahlukat yaratılan, Allah ise yaratandır. Bunun aksini ifade ve iddia etmek küfür ve şirktir. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Üçüncü Mevkıf | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3340 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

tuncay1984
Rabbim hizmetinizi daim ve kaim eylesin, hepinizden ebeden razı olsun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...