Block title
Block content

"Milliyetimizin rûhu İslâmiyettir; hakiki ve nisbî ve izâfîden mürekkeptir. Başka millete benzemiyor..." cümlesini biraz açabilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Milliyetimizin rûhu İslâmiyettir; hakiki ve nisbî ve izâfîden mürekkeptir. Başka millete benzemiyor."(1)

Hakiki demek, hakikaten mevcut ve belli olan bir bağ anlamında; nisbi (nispi) demek, başkalarına nispetle kendisini ifade edebilme; izafi demek ise bulunduğu şeye göre kıymeti tartılan anlamına gelmektedir.

İslamiyet milliyeti sadece nisbi veya izafi değil, hakiki, nisbi ve izafi bağlardan ibaret bir cevher gibidir. Sadece dünyayı değil, ahireti de içerisine alan kuvvetli bir bağdır.

Milliyet dediğimiz kavram, hakiki olmayıp nispi ve izafi bir mahiyet taşımaktadır. Çünkü milliyetçilik hissi hakiki bir kavram değildir. Allah bunu içimize, kimlere bağlı bir fert olduğumuzu anlamamız ve hissetmemiz için vermiştir. Yardımlaşmaya vesile olması açısından önemli bir duygudur.

Mesela, Türk olan birisi, küçük iken Arapların veya Kürtlerin olduğu bir yere kaçırılsa veya evlad edinilse, bu çocuk büyüyünce "Ben Arabım veya Kürdüm" diyecektir. Bunun Türk olmasının bir alameti veya göstergesi olmadığı için, kendisi bile hangi milletten olduğunu bilemez. Milliyet kavramı sadece izafi ve nisbi bir bağ olduğu için, gerçek bir bağ ve alaka söz konusu değildir.

Bu konu hakkında Üstadımızın ifadesine göre insanların hangi milletten olduğunu bilebilmesi mümkün değildir:

"Şu dünya yüzü, hususan şu memleketimiz, eski zamandan beri çok muhaceretlere ve tebeddülâta maruz olmakla beraber, merkez-i hükûmet-i İslâmiye bu vatanda teşkil olduktan sonra, akvâm-ı saireden pervane gibi çokları içine atılıp tavattun etmişler. İşte bu halde Levh-i Mahfuz açılsa, ancak hakikî unsurlar birbirinden tefrik edilebilir. Öyle ise, hakikî unsuriyet fikrine hareketi ve hamiyeti bina etmek, mânâsız ve hem pek zararlıdır."(2)

Fakat Müslüman olanlar akli, vicdani ve kalbi olarak dini ve mensubiyeti kabul ettikleri için, hakiki bir bağ teşkil etmektedir. Ayrıca hakiki bağın sağlamlığı derecesinde izafi ve nispi bağlar da gelişir. Çünkü "Biz Allah'ın kullarıyız, Allah'ın isimleri adedince birliğimiz var, Peygamberimiz bir, kitabımız bir, kıblemiz bir,.." demekle, hem dünya hem de ahirette beraber yürümemize sebep olacak kuvvetli bağlarla birlikteliğimiz vardır. İşte bu bağın kuvveti derecesinde nispi bağımız da kuvvetli olur. Mesela İslami duygusu gelişen insanlarda milliyet kavramı ikiye inmektedir. Bunlar:

1. İslam milliyeti

2. Gayri müslim milliyeti


Bu İslam milliyeti duygusuyla kendi dinine bağlı olmayan öz kardeşini bile yabancı, hiç tanımadığı bir dindaşına kardeşi nazarıyla bakmaya başlar.

Yine İslami bağımızın kuvveti nispetinde izafi bağımız, yani kime nispet edildiğimiz konusu da farklılaşıyor ve kuvvetleşiyor. Çünkü bir Müslüman gücünü ve şerefini artık şu veya bu milletten değil, Allah'a olan mensubiyetinden almaktadır.

Üstadımızın mukaddes İslam milliyetinin bize kazandırdığı yüzer faideden sadece iki tanesini beyan ettiği yeri olduğu gibi veriyoruz.

"BİRİNCİSİ: Şu devlet-i İslâmiye yirmi otuz milyon iken, bütün Avrupa’nın büyük devletlerine karşı hayatını ve mevcudiyetini muhafaza ettiren, şu devletin ordusundaki nur-u Kur’ân’dan gelen şu fikirdir: “Ben ölsem şehidim, öldürsem gaziyim.” Kemâl-i şevk ile ve aşk ile ölümün yüzüne gülerek istikbal etmiş, daima Avrupa’yı titretmiş. Acaba dünyada basit fikirli, sâfi kalbli olan neferâtın ruhunda şöyle ulvî fedakârlığa sebebiyet verecek hangi şey gösterilebilir? Hangi hamiyet onun yerine ikame edilebilir ve hayatını ve bütün dünyasını severek ona feda ettirebilir?"

"İKİNCİSİ: Avrupa’nın ejderhaları (büyük devletleri) her ne vakit şu devlet-i İslâmiyeye bir tokat vurmuşlarsa, üç yüz elli milyon İslâmı ağlatmış ve inletmiş. Ve o müstemlekât sahipleri, onları inletmemek ve sızlatmamak için elini çekmiş, elini kaldırırken indirmiş. Şu hiçbir cihetle istisgar edilmeyecek mânevî ve daimî bir kuvvetüzzahr yerine hangi kuvvet ikame edilebilir, gösterilsin. Evet, o azîm mânevî kuvvetüzzahrı menfi milliyetle ve istiğnâkârâne hamiyetle gücendirmemeli."
(3)

Dipnotlar:

(1) bk. Münazarat, Sualler ve Cevaplar

(2) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Üçüncü Mebhas

(3) bk. a.g.e.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

atesyunus
Bu konuyla alakalı verilen örnekte, "Mesela, Türk olan birisi, küçük iken Arapların veya Kürtlerin olduğu bir yere kaçırılsa veya evlad edinilse, bu çocuk büyüyünce "Ben Arabım veya Kürdüm" diyecektir." deniyor. Pekala, müslüman bir çocuk da hristiyan bir ailede hristayan olduğunu zannedemez mi? Bu durumda insanın ırkı ile İslam arasındaki fark nedir?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
İnsanı değerli ve farklı kılan soyu sopu değil fikir ve inançlarıdır. Çocuk nasıl bir terbiye ve inanç ile yoğrulmuş ise o şekilde yetişir ve ona göre hareket eder. Yani çocuk anne ve babasından ne gördü ise o olur. Bu noktada ırk ile inanç farklı değildir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...