Block title
Block content

MÜCESSEM

 
Sözler’de şöyle bir cümle geçer: “Masnuatta hiçbir eser yok ki, çok mânâlı bir lâfz-ı mücessem olmasın, Sâni-i Zülcelâl’in çok esmâsını okutturmasın.”Lâfz-ı mücessem sözüyle, kâinattaki her eserin sayısız denecek kadar çok mânâlar, hikmetler taşıdığı ders verilmektedir.

Varlıkların her birinde birçok ilâhî isim tecelli etmektedir ve bu isimlerin taşıdığı mânâlar o kadar çoktur ki, sanki bu mânâlara cisim giydirilmiş de o varlık meydana gelmiştir.

Mesnevî-i Nuriye’de, insan için “Tecessüd etmiş bir ilm-i muhtardır,” cümlesi geçer. Yani insanın her organı, her hücresi, her duygusu kısacası maddî ve manevî cihazlarından her biri nice hikmetler taşımakta ve onun öylece yaratılması ilâhî iradeyi açıkça göstermektedir. Bu gerçek o derece açık ve seçiktir ki, sanki, ilim ve iradenin bir cilvesi cisimleşmiş, ceset giymiş de o insan vücuda gelmiştir.

Bu kâinat için “mücessem bir kitab-ı Sübhanî,” insan için, “mücessem bir hikmet-i nakkaşe,” “incimad etmiş bir kudret-i basîre,” denilmesi de bu mânâdadır.
Paylaş
Yükleniyor...