Block title
Block content

MUCİBE-İ KÜLLİYE

 
Risale-i Nur’da bütün eşyanın bir tek zât tarafından yaratılmış olduğuna dair harika bir misâl verilir. Bir halının ortasındaki merkezî nakşın, halının her tarafından uzanan iplerle dokunduğuna dikkat çekilerek, halının tamamını dokumayan birisinin o nakşı ortaya koyamayacağı ifade edilir.

Her varlık, element ipleriyle dokunmuş bir merkezî nakış gibidir.

Bir evin eşyalardan her biri ayrı bir fabrikanın ürünüdür ve farklı mağazalardan satın alınarak bir araya getirilmişlerdir. Kâinatın ise tümü bir tek fabrikadır; bütün bitkiler, hayvanlar ve insanlar aynı fabrikanın mamûlleri gibidirler. Bunları birbirinden ayrı düşünmek ve ayrı yaratıcılara isnat etmek aklen mümkün değildir; ya “tümünü Allah yaratmış,” denilecektir, yahut “Allah onların hiçbirini yaratmamıştır,” diye inkâra sapılacaktır.

Bu gerçeği insan ve kâinat için de aynen tekrarlayabiliriz:
İnsanın gözünü, cildini, gövdesini, iç organlarını, el ve ayaklarını bir bütün olarak düşünmeğe mecburuz. Daha genel ifade ile, insan bedenindeki bütün hücrelerin yaratıcısı Allah’tır. Bu kabul edilmediği takdirde “Hiçbir hücreyi Allah yaratmamış” olacaktır.

İnsan-ı ekber denilen kâinat da bölünmez bir bütündür. Bütün galaksilere sahip olmayan bir tek yıldıza sahip olamaz.
Paylaş
Yükleniyor...