Block title
Block content

Mugayyebat-ı Hamse hakkında Bilgi verir misiniz? 1. Kıyamet vakti 2. Yağmurun nüzulü 3. Rahimlerde ne olduğu 4. Kişinin yarın ne kazanacağı 5. Kişinin nerede öleceği...

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Lokman Suresi'nin son ayeti, beş gaybî meselenin bilinmesini Allah'a tahsis eder.

Bunlar:

1. Kıyamet vakti,
2. Yağmurun nüzulü,
3. Rahimlerde ne olduğu,
4. Kişinin yarın ne kazanacağı,
5. Kişinin nerede öleceğidir.

Bu beş meseleden ikinci ve üçüncüye şöyle bir itiraz gelir. Derler ki: Rasathanelerde bir aletle, yağmurun iniş vakti keşfediliyor. Hem röntgen ışınlarıyla ve ultrason aletiyle ana rahmindeki ceninin erkek dişiliği anlaşılıyor. Demek bunları biz de bilebiliriz. Böyle bir itirazı, bir kısım zatlar, "O ikisi gayba dahil değildir. Dolayısıyla bilinebilir." diyerek cevaplandırırlar ve böylece mugayyebat-ı hamse'yi selaseye (üçe) indirirler.

Bediüzzaman, Lem'alar isimli eserinde, bu iki meseleyi şu şu anlamda  açıklıyor:

"Yağmurun nüzulü, yağmurun iniş vakti bir kurala bağlı değildir. Doğrudan doğruya Allah'ın hususî isteğine bağlıdır ve rahmet hazinesinden hususi iradeye tabidir. Bunun bir hikmeti şudur ki: Kâinatta en mühim hakîkat ve en kıymettar mahiyet, vücud, hayat, nur ve rahmettir. Bu dört şey perdesiz, vasıtasız, doğrudan doğruya, Allah'ın kudretine ve özel iradesine bakar."

"Diğer varlıklarda zâhiri sebepler kudretin tasarrufuna perde oluyorlar. Muttarid kanunlar ve kaideler, bir derece irade ve meşiete hicab oluyor. Fakat vücud, hayat, nur ve rahmette, o perdeler konulmamış. Çünkü, perdelerin sırr-ı hikmeti, o işte cereyan etmiyor. Madem vücutta en mühim hakîkat rahmet ve hayattır. Yağmur hayata menşe ve rahmete medar, belki rahmetin kendisidir. Elbette vasıtalar perde olmayacak, kaide ve monotonluk dahi, Allah'ın hususi isteğini örtmeyecek. Ta ki, her vakit herkes, her şeyde şükür ve ubudiyete, sual ve duaya mecbur olsun. Eğer bir kaide dahilinde olsaydı, o kaideye güvenip, şükür ve rica kapısı kapanırdı."

"Güneşin doğmasında ne kadar menfaatler olduğu malumdur. Hâlbuki muttarid bir kaideye tâbi olduğundan, güneşin çıkması için dua edilmiyor ve çıkmasına dair şükür yapılmıyor. İnsanın bilgisi, o kaidenin yoluyla yarın güneşin çıkacağını bildiği için, gaybdan sayılmıyor. Fakat, yağmurun meydana gelmesinde gerekli olan şeyler, bir kaideye tâbi olmadığı için, her vakit insanlar rica ve dua ile dergah-ı İlahiye'ye ilticaya mecbur oluyorlar. İnsanın bilgisi, iniş vaktini tayin edemediği için, sırf rahmet hazinesinden özel bir nimet telakki edip, hakîkî şükrediyorlar. İşte bu ayet, bu nokta-i nazardan yağmurun iniş vaktini mugayyebat-ı hamseye dahil ediyor."

"Rasathanelerdeki aletle bir yağmurun ön habercilerini hissedip vaktini belirlemek, gaybı bilmek değil, gaybdan çıkıp şehadet âlemine yaklaşması vaktinde, bazı ön habercilerine ıttıla suretinde bilmektir."

"Nasıl en gizli gaybî şeyler meydana geldiğinde veya vukua yakın olduktan sonra, bir çeşit önseziyle bilinir. O, gaybı bilmek değil, belki o, mevcudu veya vücuda yaklaşanı bilmektir. Hatta ben kendi asabımda bir hassasiyet cihetiyle, yirmi dört saat evvel, gelecek yağmuru bazan hissediyorum. Demek yağmurun habercileri, öncüleri var. O öncüler rutubet nevinden kendini gösteriyor, arkasından yağmurun geldiğini bildiriyor. Bu hal, aynen kaide gibi, insan bilgisinin gaybdan çıkıp daha şehadete girmeyen şeylere ulaşmasına bir vesile olur. Fakat, daha şehadet âlemine ayak basmayan ve özel irade ve rahmetten çıkmayan yağmurun iniş vaktini bilmek, her türlü gaybı bilen Allah'ın ilmine mahsustur." (1)

Rahimlerde ne olduğu röntgen şuaıyla ana rahmindeki çocuğun erkek ve dişisini bilmek, "Rahimlerde olanı bilir."(Lokman, 31/34) ayetinin gaybî mealine zıd olamaz. Çünkü, ayet yalnız erkeklik ve dişilik keyfiyetine değil, belki o çocuğun özel kabiliyeti ve gelecekteki vaziyetine medar olan hayati mukadderatının esasları, hatta simasındaki gayet acîb olan Samediyet sikkesi murattır ki, çocuğun o tarzda bilinmesi, her türlü gaybı bilen Allah'ın ilmine mahsustur.

"Yüz bin röntgen misal insan fikri birleşse, yine o çocuğun umum insan fertlerine karşı birer âlamet-i farikası bulunan, yalnız yüzünün simasını keşfedemez. Nerde kaldı ki, yüz simasından yüz defa harika olan, kabiliyetindeki manevi simayı keşfedebilsin."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, On Altıncı Lem'a.
(2) bk. a.g.e.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Altıncı Lem'a | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 5711 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...