Block title
Block content

Muhakemat, Birinci Makale Yedinci Mukaddemede izah edilen hadislerde yapılan mübalağaları, Yirmi Dördüncü Söz Üçüncü Dal Onuncu Asılda yapılan açıklamalar ile uygun düşüremedik; yardımcı olur musunuz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hasıl-ı kelâm, her muhibb-i dine ve âşık-ı hakikate lâzımdır: Herşeyin kıymetine kanaat etmek ve mücazefe ve tecavüz etmemektir. Zira, mücazefe, kudrete iftiradır. Ve "Daire-i imkânda daha ahsen yoktur" olan sözü İmam-ı Gazalî'ye dediren, hilkatteki kemal ve hüsne adem-i kanaattir ve istihfaf demektir."(1)

Muhakemat'ta yapılan tenkit veya mübalağa denilen şey, -haşa- hadisin orijinal metnine değil, orijinal metne ilave edilen bazı yorum ve tabirleredir. Hadisin orijinal metnine iktifa etmeyen bazı hayalci ve hikayeciler, hadise sonradan ilavede bulanarak hadislerin tabi seyrini ve kuvvetli tesirini bozmuşlar ve tenkide kapı açmışlar. Üstad Hazretleri bu ilaveleri tenkit ediyor.

Onuncu Asılda ise hadisin orijinal metinlerini anlamayan ve aşırı gidip hadislere hurafe ve ölçüsüz diyenlere cevap veriliyor. İkisi arasında çok fark var. Birisinde hadise hurafe sokanları haşlarken, diğerinde hadisin orijinal metnine hurafe diyenleri haşlıyor.

Mesela Muhakemat'ta "ayın ikiye bölünmesi mucizesi"ne ilave olarak bölündükten sonra, "ayın bir yarısı sağ cebine diğer yarası da sol cebine girmiş" diye mübalağa ile hadisi incitenleri ya da dengesini bozanları tenkit ediyor.  

Onuncu Asılda da:

"Meselâ, "Gıybet, katl gibidir." Demek gıybette öyle bir fert bulunur ki, katl gibi bir zehr-i kàtilden daha muzırdır. Meselâ, "Bir güzel söz, bir abdi âzâd etmek gibi bir sadaka-i azîmenin yerine geçer." Şimdi, tergib veya teşvik için, o müphem ferd-i mükemmel, mutlak bir surette her yerde bulunmasının imkânını vaki bir surette göstermekle, hayra şevki ve şerden nefreti tahrik etmektir."(2)

Bu hadis sahih ve orijinal iken bir çok akliyatçı bunu mübalağa olmak ile tenkit etmişler; Üstad Hazretleri de mübalağa olmadığını izah ediyor. Hakikaten bu gibi hadislerde mübalağa yok, lakin zihni hastalıklı insanlar bu hadislerin ince nüktesini ve latif mesajını idrak edemediği için, hadise hücum ediyorlar.

(1) bk. Muhakemat, Birinci Makale.
(2) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Üçüncü Dal.
 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Lazgin

Öyle de hiçbir vakit hak ona muhtaç olmayan mübalağalı tergib ve terhib ile, gıybeti katle müsavi veya ayakta bevletmek zina derecesinde göstermek veya bir dirhemi tasadduk etmek hacca mukabil tutmak gibi muvazenesiz sözler, katl ve zinayı tahfif ve haccın kıymetini tenzil ediyorlar.

 

 

Meselâ: "Gıybet, katil gibidir." Demek gıybette öyle bir ferd bulunur ki, katil gibi bir zehr-i kàtilden daha muzırdır.

 

 

Gıybetin katl ile musavi olduğu rivayetine birinde mübalağa diyor diğer yerde hikmetini anlatıyor ama rivayet aynı . Ayın yarılması  örneğindeki gibi fazladan bir eklenti yok. Bunun farkini biraz daha  tafsilatlı anlatabilir misiniz? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Sahih hadislerde ki teşbih ve mecaz inceliğini anlatmak başka mübalağayı bir sanat haline dönüştürenleri eleştirmek başkadır. Birisinde teşbih ve mecazın inceliği anlatılıyor diğerinde ise mübalağayı bir meslek ve sanat haline getirenlerin dine ne kadar zarar verdikleri izah ediliyor. Hem gıybet katl gibidir ifadesini bütün gıybetlere teşmil etmeyi eleştirmek ile bazı gıybetler cinayet kadar ağır sonuçları olan bir cürümdür demek arasında azim bir fark bulunuyor. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...