Block title
Block content

"Muhallim ibni Cessâme, Âmir ibni Azbat’ı gadr ile katletmişti. Bu olay Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma yetiştiği vakit hiddet etmiş, beddua buyurmuş." Peygamber Efendimiz'in, Muhallim'e bedduasını nasıl değerlendirmeliyiz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Huneyn'de Bir Kıssa:

Resul-ü Ekrem (asm), henüz Huneyn Mevkii'nden ayrılmış değildi. Öğle namazını kılmış ve istirahat etmek için bir ağacın gölgesinde oturuyordu. Bu esnada Gatafan Kabilesinin reisi Uyeyne b. Hısn ile Akra b. Habis, Peygamberimiz (asm)'in yanına geldi. Uyeyne, Peygamberimiz (asm)'den, haksız yere öldürülen Amir b. Azbat'ın kanını dava ediyor ve onu öldüren Muhallim b. Cessame'nin kendilerine teslim edilmesini istiyordu. Çünkü Mekke'nin fethinden önce, mücahitler yolda Amir b. Azbat'a rastlamışlardı. Amir, mücahitleri İslam'ın selamıyla selamlamış olduğu halde, şahsi bir düşmanlık ve kinden dolayı, Muhallim b. Cessame tarafından öldürülmüştü. Uyeyne de bu kan davasının karşılığını almak istemişti.

Resulü Ekrem (asm), Muhallim'i vermek yerine Amir'in kan bedelini almaya razı etti.

Müslümanlar Muhallim b. Cessame'ye; "Resululah'ın huzuruna çık, senin yaptığın bu davranıştan dolayı senin için Allah'tan mağfiret dilesin." dediler. Muhallim, temiz elbiselerini giyip Resulullah'ın yanına vardı; önünde diz çöktü. Mahzundu, üzgündü, gözlerinden yaşlar akıyordu. Yaptığı şeyden pişmanlık duyduğunu ve Allah'a tövbe ettiğini söyleyerek, Resululah (asm)'dan, Allah'tan mağfiret dilemesini istiyordu: "Ya Resulullah!.. Pişmanım, Allah'a tövbe ediyorum! Benim için Allah'tan mağfiret dile!"

Resulü Ekrem (asm), "Kimsin sen?" diye sordu.

"Muhallim b. Cüssam!.." diye cevap verdi.

Resulü Ekrem (asm), "Demek, sen, ona (Amir b. Azbat'a) Allah'ın emanıyla eman verdin (selamına karşılık selam verdin), sonra da vurup öldürdün, öyle mi?" diye buyurunca, Muhallim b. Cessame başını öne eğdi ve sustu.

Sonrasında Resulü Ekrem (asm) ellerini havaya kaldırarak: "Allah'ım, Muhallim b. Cussame'yi affetme!" diye beddua etti. Bedduayı duyan Muhallim'in tüyleri diken diken oldu. Sonra tekrardan Resulullah (asm)'a: "Ya Resulullah, Pişmanım. Allah'a tövbe ediyorum. Ne olur Allah'tan benim için af dile."

Ne vardı ki Muhallim'in yakarışları fayda vermiyor, Hz. Resulullah (asm)'ın bedduasını alıyor ve sonra da huzurdan kovuluyordu.

Muhallim, bir hafta içinde öldü. Ölünce onu toprağa gömdüler. Ne var ki yer ölüsünü kabul etmiyordu; defalarca gömdükleri halde yer, yine cesedini dışarı attı. Sonunda kavmi, onu iki dağ arasında üzerine taş yığarak bıraktılar.

Durumunu Efendimize (asm) ilettiklerinde, şöyle buyurdu:

"Vallahi yer, onun çok daha kötülerinin üzerini örtmüştür. Fakat, Allah aranızdaki (haksız yere adam öldürme) yasağı hakkında size gösterdiği bu hadiseyle öğüt ve ibret vermek istemektedir."

(bk. Salih SURUÇ,  Peygamberimizin Hayatı, s.533)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Dördüncü İşaret | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 5487 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

fatih.abdullahoglu
cevabiniz icin tesekkur ederim ALLAH razi olsun
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...