Block title
Block content

MUHAMMED TÜYLÜOĞLU

 

 1921'de Erzurum Hasankale'nin Tuy köyünde doğdu..

Nur Üstad Bediüzzaman'la alâkalı hatıralarını bizlere şöyle anlattı:

"Memleketimizdeki çermiğe gitmiştim. Çermikte akrabalarımdan üç dört ihtiyar vardı. Elbiselerimi çıkardıktan sonra havuza girmiştim. Dinlenmek için havuz dışına çıkınca Hasankale'de istasyon memurluğu yapan şahıs, zannedersem Said'di. Diğerlerinden daha yaşlı ve yüzü de nurluydu. Bu zat sohbet esnasında diğerlerine bir şeyler anlatıyordu. Etrafındakilere Bediüzzaman'dan bahsediyordu. Ben de dinliyordum...

"Mutlaka Üstad Bediüzzaman'ı ziyaret edeceğim"

"O esnada bu sohbete konu olan büyük Üstad Bediüzzaman'ı gidip ziyaret arzusu içimde doğdu. Bu arzu gittikçe şiddetleniyordu. Sonraları Erzurumlu Muhammed Şercil Ağabeyi arayıp buldum. 1959 yılında üç arkadaş İstanbul'a gitmeye karar verdik. Benim fikrim, İstanbul'daki işlerimi bitirdikten sonra gidip Üstadı ziyaret etmekti. Diğer arkadaşların niyetlerin pek bilmiyordum.

"Arkadaşlar benden ayrıldılar, ben de Isparta'ya geldim. O sıralarda Üstad Bediüzzaman kimseyi kabul etmiyordu. Benim niyetim ise mutlaka Üstad Bediüzzaman'ı ziyaret edip sohbetini dinleyip, ellerini öpmekti.

"Üstad'ın talebesi Nuri Beyle görüştüm. Çok israr ettim, 'Mutlaka Üstad Bediüzzaman'ı ziyaret edeceğim' dedim. Gittik, ama Üstad hastaydı. Bahçede epeyce bekledik. Bizi karşılayan kişi Üstad'ın yanına gidip, haber verdikten sonra, Üstad, 'Yalnız Erzurumlu olan gelsin' demiş.

"Böylece kabul edilmiştik, Nurlu Üstad Bediüzzaman'ın huzurlarına. Bize yol gösteren Nur Talebesi Üstad'ın odasına girdik. İçeride hiç kimse yoktu. Üstad yatakta doğrulmuş bir vaziyetteydi. Cübbesi omuzlarında duruyordu. İçeride mis gibi bir koku vardı. Bu vaziyetten ben çok büyük bir mânevî tesir altına girmiştim. Üstad Bediüzzaman'ın ellerini öperek, yatağın yan tarafına oturdum. Pencerenin kenarında bir kitap duruyordu. Üstad, bana 'Risale-i Nur okuyor musun?' dedi. Ben de Erzurumlu olduğumu ve Risale-i Nur okuduğumu ifade ettim.

"Üstad hastaydı ve rahatsızdı, bu yüzden fazla kalarak konuşamadık. Daha evvel de kimseyi ziyaretine kabul etmediğini bana söylemişlerdi. Beni Erzurumlu olduğum için ve tâ Erzurum'dan geldiğim için kabul etmişlerdi.

"Allah'a şükür, böyle bir İslâm kahramanının ve büyük bir İslâm âliminin ellerini öpmüştüm. Üstad'dan ayrıldıktan sonra tekrar otele geldim. Nuri Ağabeyin otelinde kendisine çok ısrar ettim. Üstad'ın sohbetine katıldıktan sonra tekrar tekrar o sohbetin lezzetini tatmak istedim. Fakat Nuri Ağabey, bana Üstad'ın çok rahatsız olmasından dolayı kimseyle görüşüp konuşmadığını söyledi. Kısa bir müddet sonra, bu nurlu ziyaretin lezzetiyle Isparta'dan ayrıldım."

(Son Şahitler adlı eserin, dördüncü cildinden derlenmiştir...)

Paylaş
Yükleniyor...