Block title
Block content

"Mukarrerdir ki, delil, müddeâdan evvel malûm olması gerektir. Bunun içindir ki, bazı nusûsun zevahiri, ittizah-ı delil ve isti’nas-ı efkâr için cumhurun mu’tekadât-ı hissiyelerine imale olunmuştur. Fakat delâlet etmek için değildir..." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İddia edilen şeye getirilen delil, iddianın kendisinden daha açık daha anlaşılır ve daha basit olması gerekir. Şayet iddia edilen şeye getirilen delilin kendisi açıklanmaya muhtaç ve kafa karışıklığına sebep oluyorsa, o delil davaya fayda değil zarar verir.

Mesela, tevhit inancı bir iddia bir davadır ve bu inancın, bu davanın insanlara kabul ettirilmesi gerekiyor. Kabul ettirmek için de delillerle ispat edilmesi gerekiyor. Ama getirilen deliller o kadar anlaşılması zor o kadar karmaşık o kadar müşkül ki, insanlar bu delile baktığında inanası varsa o da gidiyor. Oysa deliller gayet açık, berrak, anlaşılır ve tatmin edici olması gerekiyor, ta ki insanlar bu delile bakıp ikna olsun, mutmain olsunlar.

İşte Kur’an’ın, imanın esaslarını ispat etmek için getirdiği delillerin hepsi gayet basit, açık, berrak, anlaşılır ve tatmin edicidir. Kur’an, öyle bilim adamlarının ve felsefecilerin seviyesine hitap eden karmaşık anlaşılması zor müşkül delilleri kullanmıyor.   

Mesela, Kur’an güneşten bahsederken herkesin rahatlıkla anlayabileceği soba ve lamba olma yönlerini nazara veriyor. Bir bilim adamının formüllü, yasalı, bilimsel açıklamalı tarzı ile bahsetmiyor. Şayet öyle bahsetse, ayetten sadece bilim insanları faydalanır, çoğunluğu teşkil eden avam insanlar hiçbir şey anlamazdı. Oysa Kur’an’ın amacı bilim yapmak değil, insanları doğru bir imana ve güzel ahlaka teşvik etmektir.

Bazı felsefeciler çıkıp, "Kur’an neden kainattan basit ve yüzeysel bahsediyor, derin ve bilimsel bir dil kullanmıyor?" diye şüphe vermeye çalışıyorlar. Bundan on dört asır önce Kur’an uçaktan, trenden, elektrikten açık bir dil ile bahsetmiş olsa, o zamanın insanları bunu yadırgayıp inkar edeceklerdi. Bu yüzden Kur’an kainattan bahsederken her dönemin ve her insanın anlayabileceği basit ve sade bir dil kullanmıştır.

Ama bunun yanında önemli bilimsel nimetlere de üstü kapalı bir şekilde işaret etmiştir. Kur’an'da bilimsel gerçekler ve nimetler açık bir dil ile değil işaret dili ile ifade edilmiştir. Açık bir dille ifade etmenin mahzurlarına yukarıda değinmiştik...  

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...