Block title
Block content

"Mükemmel fiil, mükemmel bir fâile, bir ustaya, ünvan ve isimleriyle beraber delâlet eder." Eserin güzelliği zatın güzelliğine işaret eder, deniliyor; ancak bir sanatkâr tip olarak çirkin olduğu halde, sanatı çok güzel olabiliyor. Bunu nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Öncelikle, güzellik kavramının ne olduğunun iyi anlaşılması gerekir. Güzellik kavramı sadece yüz güzelliğine münhasır bir kavram değildir. Bazen zahirde çirkin olan bir şey hizmet ettiği maksat noktasından güzel olabilir. Yani güzellik nispi bir kavramdır; nispet edildiği şeye göre hüküm alır.

Mesela, Hazreti Yusuf (as)’in güzel yüzünün güzelliğini parlatmak için yanına çirkin bir adam konulsa, o adam misyona hizmet etmek açısından güzel bir vazife yapmış olur ve dolaylı olarak, bir cihetle güzel hükmüne geçer.

Soğuk, sıcaklığın sayısız mertebelerini açığa çıkardığı için, en az sıcak kadar güzel ve menfaatlidir. Öyle ise Allah’ın kasıtlı bir şekilde eserlerinin ve sanatlarının kemalat ve güzelliklerini parlatmak için yaratmış olduğu zahiri çirkinlikler, maksada hizmet ettiği için güzel hükmündedirler.

Üstad Hazretleri bu hakikate şu şekilde işaret ediyor: 

"Her şeyde, hattâ en çirkin görünen şeylerde, hakikî bir hüsün ciheti vardır. Evet, kâinattaki herşey, her hadise, ya bizzat güzeldir, ona hüsn-ü bizzat denilir; veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona hüsn-ü bilgayr denilir. Bir kısım hadiseler var ki, zahiri çirkin, müşevveştir. Fakat o zahirî perde altında gayet parlak güzellikler ve intizamlar var. Ezcümle:"

"Bahar mevsiminde fırtınalı yağmur, çamurlu toprak perdesi altında, nihayetsiz güzel çiçek ve muntazam nebâtâtın tebessümleri saklanmış. Ve güz mevsiminin haşin tahribatı, hazin firak perdeleri arkasında, tecelliyât-ı celâliye-i Sübhâniyenin mazharı olan kış hadiselerinin tazyikinden ve tâzibinden muhafaza etmek için, nazdar çiçeklerin dostları olan nazenin hayvancıkları vazife-i hayattan terhis etmekle beraber, o kış perdesi altında nazenin, taze, güzel bir bahara yer ihzar etmektir. Fırtına, zelzele, veba gibi hadiselerin perdeleri altında gizlenen pek çok mânevî çiçeklerin inkişafı vardır. Tohumlar gibi neşvünemasız kalan birçok istidat çekirdekleri, zahiri çirkin görünen hadiseler yüzünden sünbüllenip güzelleşir. Güya umum inkılâplar ve küllî tahavvüller birer mânevî yağmurdur."(1)

İkincisi, İnsan için kullanılan "zat" kavramı, aslında bedeni / cesedi değil, ruhu temsil eder. Beden dediğimiz şey, ruhun, yani zatın elbisesidir. Dolayısı ile ruhta bulunan güzelliktir ki, esere yansımaktadır. Bir insanın başarısı ile giydiği elbise arasında bir irtibat olmadığı gibi, sanatın güzelliği ile insan ruhunun elbisesi olan ceset ile irtibat kurmak yanlış olur.

Üçüncüsü: Sanat ile sanatkar arasında fiziki bir bağ kurmak yanlış olup, bir vehimden ibarettir. Sanatkar sanatı üstünde istediği gibi oynamada ve tasarrufta bulunabilir. Sanatın üstündeki bu arızi vasıflar sanatkara sirayet edecek değildir. Allah’ın kasıtlı ve çok hikmetlere binaen yaratmış olduğu zahiri ve nispi çirkinlikler, -haşa- Allah’ın çirkinliğine delil teşkil etmez, tam aksine onun sonsuz cemaline nispi ve itibari bir  kıyas olur.

Özetle, nasıl güzel bir adam, çirkin bir resim çizebilirse, sonsuz güzellikte olan Allah’ta bazı hikmetlerden dolayı zahiri çirkinlikleri yaratabilir. Burada bir tenakuz yoktur.  

(1) bk. Sözler, On Sekizinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Mevkıf | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2445 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...