Block title
Block content

"Mükemmel usta ve dülger unvanları, bilbedâhe, mükemmel bir sıfata, yani san’at melekesine delâlet eder. Ve mükemmel sıfat ve o mükemmel meleke-i san’at mükemmel bir istidada işaret eder..." Burada geçen "sıfat" veya "meleke-i sanat" hangisidir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenâb-ı Hakk’ın aynı, gayrı, ne aynı ne de gayrı olmak üzere üç çeşit sıfatı vardır.

Aynı sıfatlar Allah’ın tenzihi ve selbi sıfatlarına denir. Bunlar Vücûd, Kıdem, Beka, Muhâlefetün lil-havâdis, Kıyâm bi-Nefsihî, Vahdâniyetdir. Bu sıfatlar Allah hakkında câiz olmayan mâna ve halleri bertaraf etmek için tedbir amaçlı konulmuş vasıflardır. Bu tenzihi sıfatlar iş ve icraat yapmazlar, onun için Allah’ın Zât-ı Akdes’inin aynı kabul edilmişlerdir. Yani bu sıfatlar Allah’ın Zâtının aynısıdır, başka bir mâna ve gayrılık ifâde etmezler.

Mesela; Vücûd sıfatı Allah’ın Zâtının varlığını ifâde eden bir sıfattır. Zıt mana olan ademi, yani yokluğu bertaraf eder. Kıdem, başlangıçtan münezzeh olmasını gösterir. Bekâ ise, sonu olmamayı ifâde eder. Bu sıfatlar mevcut ve fâil değillerdir, bir kudret, bir irâde gibi varlıkları ve tasarrufları yoktur.

Gayri sıfatlar, Allah’ın fiili olan sıfatlarına denir. Bu fiili sıfatların ise miktarı ve sınırı yoktur. Bu fiili sıfatların çokluğu ise, Allah’ın kudret sıfatının muhtelif mevcudattaki muhtelif tecelliyatından ibarettir.

Mesela; Allah’ın kudret sıfatı bir çekirdeğin açılmasında tecelli ederken Fettâh nâmını alıyor, bir canlının ölümünde Mûmit ismini alıyor, bir hayat bahşederken Muhyî ismini alıyor, canlılara rızık verirken Rezzâk nâmını alıyor ve hâkeza..

Ne ayni, ne de gayri olan sıfatlar ise, Allah’ın Zâti ve Sübûti olan sıfatlarına denir. Bunlar Hayât İlim, İrâde, Kudret, Tekvin, Sem, Basar ve Kelâm’dır. Bu sıfatlar kâinatta iş ve icraat gören ve tasarruf ve tecellileri olan hakîki ve etken sıfatlardır. Bu sıfatlar selbi ve gayri sıfatlar gibi mâneviye ve tenzihi sıfatlar değildirler. Allah’ın Zâtından başka mâna ve esasları olan, ama ondan da müstakîl ve bağımsız olmayan sıfatlardır. Onun için ne ayn, ne gayr mânasını ifâde eden Allah’ın Zât-ı Akdes’ine zâid ve Onunla kâim sıfatlar denilmiştir. Ne o, ne de onsuz olabilir.

Allah’ın hayat sıfatı hariç, diğer altı sıfatı kainatta direkt olarak tecelli ediyor. Sadece hayat sıfatı Muhyi isminin vasıtası ile tecelli ediyor. Kelam alimleri Hay sıfatının doğrudan değil, dolaylı olarak tecelli ettiğini ifade etmişlerdir. Diğer altı sıfat mutlak bir galibiyet ve ihata ile mahlukat üzerinde direkt olarak tecelli ediyorlar.

Faraza bir insanda kudret olsa, ama doktorluk kabiliyeti olmasa, o zaman doktorluk yapamaz. Demek kudretin yanında doktorluk mahareti de gerekiyor. İsimler şuunat olarak, yani tabiri yerinde ise kabiliyet ve maharet olarak Allah’ta sıfatlardan farklı olarak vardır.

Mesela, Şafi ismi kabiliyet olarak Allah’ta kudretten farklı  olarak vardır. Ama işleri ve eylemleri yapan kudrettir. Bir insanda doktorluk olsa ama kudret olmasa yine doktorluğu icra edemez.

Özet olarak, bütün fiili isimlerin arka cephesinde gerçek fail kudret sıfatıdır. Kudret tecelli ettiği yere göre isimlendiriliyor. Yukarıda örneklerini vermiştik. Ve kudret de şuunata, yani temsilde hata olmasın, İlahi kabiliyetlere bağlıdır. Zat-ı Akdes, şuunat, yani kabiliyet, sıfat, isim ve fiil şeklinde bir hiyerarşi söz konusudur. Bu halkadan birisini çıkartmak kabil değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...