Block title
Block content

"Mükerreren söylediğimiz gibi, insan, şecere-i hilkatin meyvesi olduğundan, meyve gibi en uzak ve en câmi ve umuma bakar..." İnsanın kainatın son meyvesi olduğu ifadelerini nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"BEŞİNCİ MEYVE: Ey nefis! Mükerreren söylediğimiz gibi, insan, şecere-i hilkatin meyvesi olduğundan, meyve gibi en uzak ve en câmi ve umuma bakar ve umumun cihetü'l-vahdetini içinde saklar bir kalb çekirdeğini taşıyan ve yüzü kesrete, fenâya, dünyaya bakan bir mahlûktur. Ubudiyet ise, onun yüzünü fenâdan bekaya, halktan Hakka, kesretten vahdete, müntehâdan mebde'e çeviren bir hayt-ı vuslat, yahut mebde ve müntehâ ortasında bir nokta-i ittisaldir."(1)

Nasıl bir meyve, ağacın en uzağında ve en üstünde bulunur; ama ağacın bütün özelliklerini ve irsiyetini içinde program ve plan şeklinde bulundurur. Bir şekilde meyve, ağacın bir özeti, bir modeli hükmündedir. Aynı şekilde insan da şu kainat ağacının bir meyvesi, bir neticesi gibidir. Kainatın bütün hususiyetleri ve incelikleri, insanın mahiyetine ince ve latif bir hat ile yazılmıştır. Adeta kainat küçültülüp ve preslenip, insanın mahiyetinde ve özellikle de kalbinde dürülmüş bir top kumaş gibidir. "İnsan mahiyeti açılsa kainat olur, kainat dürülse insan olur." bir genişlikte mahiyete sahiptir insan.

Bu nedenledir ki; insan bütün kainat ile alakadar ve bütün mevcudatla ilgilidir. Yüzü ve yönü mevcudat ve kainat olan kesret ile meşguldür. Zira insanın mahiyetindeki sonsuz acizlik ve fakirlik damarı ve bütün mevcudata muhtaç bir şekilde yaratılması, insanı kainat ve mevcudatla ilgili ve irtibatlı hale getiriyor. Evet insan bir tavuğa muhtaç ve ilgili olduğu gibi, koca kainata ve gezegenlere de aynı derecede ve şiddette muhtaç ve ilgilidir. Bu da ister istemez insanı, kainat demek olan kesret ile irtibatlandırıyor.

İman ve ibadet ise; insanın kesrete olan bu düşkünlüğüne ve irtibatına bir ayar çekiyor. Yani iman ve ibadet, insanı kesret içinde fena içinde boğulup gitmekten kurtarıp, vahdete ve birlik olan tevhide yönlendiriyor. Kainat denilen şu mahlukat ve mevcudatın, Allah’ın bir sanatı ve Ona işaret eden bir marifet levhası olduğunu, iman ve ibadet ile insan idrak ediyor. Şayet iman ve ibadet olmasa, insan mahlukat ve kesret içinde boğulup gider. Meccanen kabiliyetleri adi ihtiyaçlar içinde kokuşur. Bir yumurtanın derdine düşüp, kainata halife olma şansını kaybeder. İşte iman ve ibadet, insanın bu dağınık ve kuşatıcı mahiyetini toplayıp, bir cihet olan vahdete tevcih ediyor ve mevcudatın zilletli ve acıklı köleliğinden kurtarıp, Allah’ın izzetli ve şerefli kulluğuna çıkarıyor.

İnsanı kainat kadar geniş yapan şey ise; insanın fıtratına konulan istidat ve duygulardır. İnsanda her alem ile irtibat kuracak cihaz ve duygular vardır. İnsanın her bir cihazı ve duygusu, bir aleme açılan bir penceredir, insan bu duygu penceresi ile o alemi seyreder ve o alemle iletişim kurar. Mesela; göz bir penceredir, görüntüler alemine açılır; kulak bir penceredir, sesler alemini işitir; dokunma duyusu bir penceredir, cismani alemlere açılır; hayal kuvveti bir penceredir, misal alemi ile irtibat kurar; ruh bir menfezdir, ruhlar alemine açılır; kalp aşk ve muhabbet dünyasının kapısıdır; akıl hikmetli mevcudat aleminin mütefekkir bir mütalacısıdır,.. Buna benzer binlerce his ve duygular, insanın geniş mahiyetinde mevcuttur ve her birisi bir alem ile merbuttur.

İnsanın bir çok duygu ve kuvvelerine sınır konulmadığı için, insanda terakki ve tedenni nihayetsiz oluyor. Bir insan Allah ile muhatap olup, onun huzuruna çıkacak kadar inbisat da eder; aynı insan hayvandan yüz derece aşağı adi bir mahluk da olabilir.

İnsan ayrıca mahlukat içinde; Allah’ın bütün isim ve sıfatlarını tartıp ölçecek geniş mahiyete sahip tek mahluktur. İnsan sahip olmuş olduğu his ve cihazlar sayesinde, Allah’ın bütün isimlerini tartıp ölçebilir. Mesela; midenin açlık hissi ile Rezzak ismini, tat alma duyusu ile Allah’ın Kerem ve Muhsin ismini, cüzi iradesi ile Allah’ın külli irade sıfatını, cüzi ilmi ile Allah’ın sonsuz ilim sıfatını bilebilir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Beşinci Dal.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...