Block title
Block content

"Münkirler pek ileri gittiler, 'Ne vakte kadar "ve hüve ala külli şeyin kadir" deyip elimizi kaldıracağız?' diyorlar." Münkirler Allah'ı tümden inkar, bütün isimlerini red etmelerine rağmen, neden özellikle Kadir ismine vurgu var?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sual: Şu iki âyet-i câmianın ifade ettiği vücub ve vahdâniyet-i İlâhiye ve evsâf ve şuûnât-ı Rabbâniyeye, âlem-i asgar ve ekber olan insan ve kâinatın vech-i delâletlerini, mücmel ve kısa bir surette beyanlarını isteriz. Çünkü münkirler pek ileri gittiler. 'Ne vakte kadar وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ deyip elimizi kaldıracağız?' diyorlar."(1)

Otuz üçüncü Söz'ün başındaki bu sualde, Allah’ın varlığı ve birliği hususundaki delillerin yetersizliğinden bahsediliyor. Risale-i Nur Külliyatı telif edilmeden önceki döneme baktığımızda, inkârları had safhaya ulaşmış materyalist felsefecilerin, ehl-i imana aşıladığı vesveselere karşı savunma malzemesi olarak kullanılan eski eserlerdeki deliller çok yetersiz kalıyordu. Ehl-i iman her yandan yara alıyordu. Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun Risale-i Nur, delilleri ve burhanlarıyla Allah’ın varlığını ve birliğini asrımız insanının idrak seviyesine uygun olarak beyan ve izah etti. Küfrün belini kırdı. Münkirleri susturdu.

Bunlar ifadeler, inkârcıların susmadan önceki son sözlerindendir. Adeta “Bizim, size karşı olan sorularımıza cevap veremeyip, Allah’ın varlığını ve birliğini ispat noktasında tıkandınız. Verdiğimiz şüphelerle sizi de yolunuzdan döndürmeye bizim gücümüz yeter.” demeye getirerek, alaycı bir üslup sergilemektedirler. Özellikle “Kadir” isminin tercih sebebi de budur. “Kudretine çok güvendiğiniz Allah’a dualarınız boşa çıktı, sizi yalnız bıraktı.” demek istemektedirler. Yoksa Allah’ın tüm isim ve sıfatlarını topyekün inkar etmişlerdir.

Asr-ı saadete baktığımız zaman; Mekke müşriklerinin Peygamber Efendimize (asm) yönelttikleri sorular da bu nevindendir. İsra sûresinde kâfirlerin istekleri şu şekilde anlatılmaktadır:

“Dediler ki: 'Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.' De ki: 'Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.' ” (İsra, 17/90-93)

Bu soruları yönelten müşriklerin amacı; Peygamberimiz (asm)'in getirdiği mesaja inanmak için delil talebinde bulunmak değil, O’nu zor durumda bırakıp alay etmekti. Bahsimiz olan soruda da bu alaycı ifadeyi görmekteyiz.

(1) bk. Sözler, Otuz Üçüncü Söz.

İlave bilgi için tıklayınız:

"Ne vakte kadar elimizi kaldıracağız?" diyenler kimlerdir; ilgili ifadenin söyleniş tarzı hakkında bilgi verir misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Giriş Kısmı | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3678 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...