Block title
Block content

"Musibet şerr-i mahz olmadığı için, bazen saadette felaket olduğu gibi, felaketten dahi saadet çıkar." Bu cümleye örnek verebilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Şerr-i mahz" her yönü ile zararlı ve kötü demek olup, hiçbir hikmet ve maslahatı olmayan şey demektir.

Musibet ise Allah’ın insanlara vermiş olduğu bir takım sıkıntı ve azapların genel adıdır. Musibetin bu genel tanımına bakarak ona her yönü ile kötü ve zararlı diyerek hiçbir maslahat ve hikmeti yok demek uygun ve mutabık olmaz. Zira musibetin bir iki acılı ve azaplı tarafı olmakla beraber çok hikmet ve maslahatları da bulunabilir. Hatta hayr-ı mahz da olabilir. Yani her yönü ile hikmetli ve maslahatlı da olabilir.

İnsan olayları sadece kendi nefsine olan faydasına göre değerlendirdiği için, böyle musibetlerin güzel ve maslahatlı taraflarını göremiyor. Heva ve nefsinin arzularını kainata mühendis ve mizan tayin ediyor. Güneşin sıcaklığından azıcık rahatsız olsa, o güneşin külli maslahat ve hikmetlerini unutarak ona küfür ve hakaret savurur. Hatta, "keşke bu güneş olmasaydı" bile diyebilir. İnsanın bu hastalıklı bakış açısı elbette musibetlerin hikmet ve saadet cihetlerini görmekten aciz ve uzaktır.

Allah, dinî olamayan maddi musibetleri, hem imtihan için hem de gaflet ve dalalete gitmekte olan insanları ikaz ve ihtar etmek için verir. Şayet insan bu musibetleri iyi değerlendirir ve dersler çıkarabilir ise, maddi zarara ve sıkıntıya bedel, çok manevi fayda ve kazançlar elde edebilir. Musibetler insanı hem ebedi tehlike olan küfür ve inkar bataklığından kurtarıyor hem de cennette çok büyük servet ve mülkler edinmesine vasıta oluyor. Bu yüzden musibetler görünüşte çirkin ve sıkıntılı olsa bile, hakikatte güzel ve ferahlatıcıdırlar.

"Hoşlanmasanız da savaş size farz kılındı. Olur ki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olur. Olur ki sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şerli olur. Gerçeği Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Bakara, 2/216)

Bu âyet, ilahî terbiye metodunu açıklamaktadır. Allah’ın rızası ve cenneti ucuz değildir. Gayret, sabır ve sebat imtihanlarından geçmek, böylece pişip bir kıvama ermek gerekir. Allah bu dünyaya sa’y (çalışma) kanununu koymuştur, atalete ve gevşemeye yer yoktur. İşlemeyen demir pas tutar çürür, işleyen demir ışıldar.

Dünya rahat yeri değil, hizmet yeridir. Mükâfat yurdu ise âhirettir. Dünya rahat yeri olsaydı, Allah en seçkin kulları olan peygamberlerini burada rahat ettirirdi. Bu ayet, başta Asr-ı saadetteki ashab olarak, kıyamete kadar gelecek müminlerin himmetlerini kamçılamaktadır. Musibetler insanın fıtratında yatmış ve atıl kalmış kabiliyetleri tahrik edip inkişaf ettirilmesinde önemli bir vesile, mühim bir kamçıdır.

Mesela, hastalık bir musibettir; lakin insana acizliğini ve fakirliğini hatırlatıp ihsas ettiren bir musibettir. Sıhhat gaflet sebebi iken, hastalık intibaha vesiledir. Demek hastalık şer değil, hayırdır. Bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Sünuhat | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4300 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...