"Mütecellînin vahdetiyle maksadın tecerrüdüne ve ulviyetine ve hayat-ı âlem denilen deveran-ı umumî tesmiye olunan hayat-ı külliye ile yad edilen hakikatiyle kelâmın kuvve-i hayatiyesinin ittisaline işarettir." Kelamın kuvveti ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Güya usûl denilen mezâhir ve âyinelerin ihtilâfıyla ve netice ve mütecellînin vahdetiyle maksadın tecerrüdüne ve ulviyetine ve hayat-ı âlem denilen deveran-ı umumî tesmiye olunan hayat-ı külliye ile yad edilen hakikatiyle kelâmın kuvve-i hayatiyesinin ittisaline işarettir."(1)

"Dördüncü nokta: Kelâmı öyle ifrağ etmek ve istidad vermektir ki, pek çok fürûların tohumlarını mutazammın ve pek çok ahkâma me’haz ve pek çok maânîye ve vücuh-u muhtelifeye delâlet etmektir. Güya bu istidadı tazammunla kelâmın kuvve-i nâmiyesinin kuvvetine telvih eder ve hasılatının kesretini gösterir. Sanki o fürû ve vücuhların mahşeri olan meselede cem eder, tâ ki mezaya ve mehasinini muvazenet edip herbir fer’i bir garaza sevk ve herbir vechi bir vazifeye tayin eder."(2)

Farklı usul ve metotların tek bir neticeye ve maksada işaret etmesi ve ona kuvvet vermesi, kelamın ulviyetine ve insanların taklidinden pak ve mücerret olmasına delildir. Bütün alemdeki hayatı kuşatmayan, umumi işleri avucunda tutamayan bir zat, bütün farklı usul ve metotları ihtiva eden, ama tek bir neticeye bakan, ulvi kelamı ifade edemez.

Nasıl ki en küçük bir zihayatı ve canlıyı yaratmak, bütün kainatı yaratan zatın işi olabilir. Herşeye ve heryere emri geçmeyen ve gücü yetmeyen birisi en küçük bir zihayatı yaratamaz. Aynen öyle de, Kur'andaki her bir ilahi kelam da ancak bütün kainatı, mazi ve müstakbeli, maddi ve manevi alemleri bilen ve sahip olan zatın olabilir.

Öyle bir kelam ki, âdeta bütün kainattan süzülmüş ve onun hülasası gibi bir derinlik ve genişlik içeriyor. Böyle bir kelamı da ancak bütün kainatı elinde tutan bir Zat ifade edebilir. Kelamın her yeri ve köşesi hayatlı ve taravetli, fuzuli ve kazurattan münezzeh ve bütün farklı usulleri de tek gayede istihdam ediyor. Bu ancak Allah’ın kelamı olabilir.

Farklı ibareler, bir hüsne ve maksada işaret ediyorsa, bu kelamın en zor ve taklidi mümkün olmayan kısmıdır ki, Kur’an'ın baştan sona bu kelamlarla bezenmiş olması, onun Allah’ın kelamı olmasına kat’i bir delil oluyor.

(1) bk. Muhakemat, İkinci Makale (Unsuru'l-Belagat), Dokuzuncu Mesele.

İlgili ders videosu için tıklayınız:
- Prof. Dr. Şadi Eren, Muhakemat Dersleri (33. Bölüm).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...