Block title
Block content

"Mütekellim-i Ezelînin rububiyet-i âmmesinin geniş makamından" ifadesi ne demektir; burayı devamıyla açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, Kur'ân'ın hitabı, evvelâ Mütekellim-i Ezelînin rububiyet-i âmmesinin geniş makamından, hem nev-i beşer, belki kâinat namına muhatap olan zâtın geniş makamından, hem umum nev-i beşer ve benî Âdemin bütün asırlarda irşadlarının gayet vüs'atli makamından, hem dünya ve âhiretin, arz ve semavatın, ezel ve ebedin ve Hâlık-ı Kâinatın rububiyetine ve bütün mahlûkatın tedbirine dair kavânin-i İlâhiyenin gayet yüksek ihatalı beyanatının makamından aldığı vüs'at ve ulviyet ve ihâta cihetiyle, o hitap öyle bir yüksek i'câzı ve şümûlü gösterir ki, ders-i Kur'ân'ın, muhataplarından en kesretli taife olan tabaka-i avâmın basit fehimlerini okşayan zâhirî ve basit mertebesi dahi, en ulvî tabakayı da tam hissedar eder. Güya kıssadan yalnız bir hisse ve bir hikâye-i tarihiyeden bir ibret değil, belki bir küllî düsturun efradı olarak her asırda ve her tabakaya hitap ederek taze nazil oluyor."(1) 

Allah konuşurken bütün kainatın Rabbi olarak konuşur ve bu konuşması emri ve terbiyesi altında olanların tamamına göre olur. Yani öyle bir kelam söyleyecek ki raiyetinden kimse hissesiz kalmayacak, söz birisine hitap ederken diğerini ihmal etmeyecek bir genişlikte ve azamette olacak.

İşte Kur’an’ın eşsiz ve benzersiz ifade ve hitap gücü bu özelliktedir. Kur’an konuşurken çoklukla bulunan avam tabakasının basit ve sade anlayışını okşayarak konuştuğu gibi, remzi ve işari manalar ile de havas tabakasını da ihmal etmemiştir. İki meziyeti bir arada bulundurarak konuşmak ve belagatin zirvesinde kalabilmek ancak mucize ile izah edilebilir bir durumdur.

Kur’an geçmiş ümmetlerin tarihçe-i hayatlarını hikaye ederken, bu hikayede hem kainatta cari olan külli kanunların uçlarını gösteriyor hem de avamın hissiyat ve anlayışlarını okşuyor hem de havas tabakasına ip uçları ile zengin bir tefekkür alanı oluşturuyor. Kur’an’ın bu üstün meziyeti ve fevkalade beyan gücü mucize seviyesine baliğ olmuştur.

Allah konuştuğu zaman belli bir zaman dilimine, belli bir mekana, belli bir insan topluluğuna mahsus değil, bütün zamanlara bütün mekanlara bütün mahlukata hitaben konuşuyor. Bu yüzden Kur’an evrenseldir, her zamanı her mekanı içine alan bir hitap ile konuşuyor.

(1) bk. Şualar, On Birinci Şua, Onuncu Mesele.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...