"Muztarız; harb gelir çekmiyoruz. Şehid de bir velidir; cihadımız eskide, farz-ı kifaye idi. Şimdi farz-ı ayn olmuş, belki muzaaf bir farz, Hac ve Zekâtta gibi, cihaddaki niyetin, tasarrufu pek az idi..." İzahı nasıldır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu ifadeler, Üstadımıza sorulması muhtemel bir soruya binaen verdiği cevapta geçmektedir. O zamanki insanların içinden geçen sual şöyle; "Şimdi ise harbe kuvvet kalmadı, telefiyat çok oldu. Baştaki insanların niyetleri şüpheli? sualine Üstadımız "Muzdarız, harb gelir çekmiyoruz. Şehid de bir velidir." demek suretiyle "Kurtuluş savaşına, komutanların niyetlerine göre değil, vatanın korunması noktasında Allah'ın namaz, oruç gibi bir emrini yerine getirme kabilinden bir farzı, yani cihadı yapmak lazım." dersini vermeyi irade etmiştir.

"Şehid velidir. Cihad farz-ı kifaye iken farz-ı ayn olmuştur. Belki muzaaf bir farz-ı ayn hükmüne geçmiştir. Hac ve zekât gibi, cihadda da niyetin tasarrufu azdır. Hattâ adem-i niyet dahi asıl nokta-i nazarından niyet hükmündedir. Demek zıdd-ı niyet yakînen tebeyyün etmezse, cihad şahadet-i hakikiyeyi intaç eder. Zira vücub tezâuf etse taayyün eder. İhtiyarı tazammun eden niyetin tesiri azalır. Şu günahkâr millete, birden bire on binler evliya inkişaf ve tezahür etse, az bir mükâfat değildir."(1)

Cihad, hac, zekat gibi toplumsal ibadetlerde niyetin tasarrufu ve fonkisyonu diğer ibadetlerdeki gibi etkin değildir. Bu gibi ibadetlerde Allah, insanları zorlama bir şekilde istihdam eder.

Bir şey vacip derecesinde gerekli hale geldiği zaman, insanların tercihinin ve iradesinin önemi kalmaz. İnsanlar mecburen o vacip hale gelmiş görevi ifa etmek durumundadır. Osmanlı toplumu da iş başa düşünce yani; cihad vacip bir gereklilik haline gelince, iradesiz ve niyetsiz bir şekilde cihada sürüklendiler ve neticede şehit ve veli oldular.

Şimdi bizim kalkıp bunlar mecbur kaldıkları için cihada gittiler, öyle ise; ibadet ve velayet makamını alamazlar dememiz doğru olmaz.

“Demek niyetin zıddı, kat'an sübut bulmazsa, intac eder cihadı; hakikî bir şehadet.” Niyetimiz çok açık bir şekilde yanlış ve kötü olmadıktan sonrai niyet etmeyişimiz bile şehit olmanın önünde bir engel değildir. Çanakkale'de, Milli Mücadele'de şehit olanların şehit olma düşünce ve niyetleri ne olursa olsun, onlar şehadet makamına eriştiler. Bu da İlahi rahmetin bir tezahürüdür.

(1) bk. Hutbe-i Şamiye, İkinci Zeyl'in İkinci Kısmı.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...