Block title
Block content

"Nakil ise, kıraat ve kitâbet ehline mahsustur. Dost ve düşmanın ittifakıyla, kıraatsiz, kitâbetsiz, emânetle mâruf, ümmî lâkabıyla mevsuf bir zâta..." cümlesini devamıyla açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

BİRİNCİ ŞAVK: Maziye ait ihbârât-ı gaybiyesidir. Evet, Kur'ân-ı Hakîm, bil'ittifak, ümmî ve emin bir zâtın lisanıyla, zaman-ı Âdem'den tâ Asr-ı Saadete kadar, enbiyaların mühim hâlâtını ve ehemmiyetli vukuatını öyle bir tarzda zikrediyor ki, Tevrat ve İncil gibi kitapların tasdiki altında gayet kuvvet ve ciddiyetle ihbar ediyor. Kütüb-ü sâlifenin ittifak ettikleri noktalarda muvafakat etmiştir. İhtilâf ettikleri bahislerde, musahhihâne, hakikat-i vakıayı faslediyor. Demek, Kur'ân'ın nazar-ı gayb-bînîsi, o kütüb-ü sâlifenin umumunun fevkinde ahvâl-i maziyeyi görüyor ki, ittifakî meselelerde musaddıkane onları tezkiye ediyor, ihtilâfî meselelerde musahhihâne onlara faysal oluyor. Halbuki, Kur'ân'ın vukuat ve ahvâl-i maziyeye dair ihbârâtı aklî bir iş değil ki akılla ihbar edilsin. Belki semâa mütevakkıf nakildir. Nakil ise, kıraat ve kitabet ehline mahsustur. Dost ve düşmanın ittifakıyla kıraatsiz, kitabetsiz, emanetle maruf, ümmî lâkabıyla mevsuf bir zâta nüzul ediyor."(1)

Kur’an’ın geçmiş hakkında verdiği malumatlar tamamen Allah’ın bütün zamanları kuşatan ezeli ve ebedi ilminden süzülüp geliyor. Peygamber Efendimiz (asm) -haşa- geçmiş kitapları inceleyip oralardan kopya çekerek bu malumatları bildirmiyor. Zira hem Peygamber Efendimiz (asm) hem de onun mensubu olduğu Arap toplumu ümmi ve kapalı bir toplum olduğu için, sair dinler ile aralarında herhangi bir kültürel etkileşim olmuyor.

Bu sebeple, ümmi ve kültürel etkileşime kapalı olan bir zatın elinde böyle harika ve her detayı sadık bir malumatın bulunması, mucizeden başka bir şey ile ifade edilemez.

Kur’an şayia ve söylentiden münezzeh bir şekilde  nazil olmuştur. Maziye ait ifadeleri kati ve tutarlıdır. Yani kitabi bir üslup ile gelmiştir. Kur’an filanca dedi ki, filanca şöyle nakletti ki, gibi şüphe ve zafiyet bildiren üsluplardan mualla ve mukaddestir. Böyle kati ve kitabi ifadeleri de ümmi birisi bildiremez.

Nakil, bir şeyi aktarmaktır. Burada önemli olan nakil değil, nasıl nakil olunduğudur. Nakil, şayia şeklinde de olur, kitabi bir şekilde de olur. Kitabi nakli ancak ehl-i kıraat ve kitabet yapabilir. Kıraat ve kitabi olmayan birisinin kitabi nakil yapması mümkün değildir.

Mısır piramitleri hakkında bir halkın şayia şeklindeki malumatları var, bir de bilimsel araştırmaya dayanan kitabi veriler var. Halkın esatiri ile bilimsel, kitabi malumatı aynı kefeye koymak tenakuz olur. Kur’an kitabi bir malumat iken, onun nazil olmasına vesile olan Zat-ı Mübarek ümmi ve kıraatsız birisidir. Bu da Kur’an’ın mucize olduğuna kanıttır. 

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Şule, Üçüncü Şua, Birinci Cilve | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2324 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

neverminder35
Hakikaten, istifadeli oldu. Allah Razı Olsun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...