Block title
Block content

“Namazda ruhun, kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır.” ifadesinde geçen üç manevî duygunun rahat ve huzurunu nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ruh “basit” olduğu, yani terkip olmadığı için “ruh, akıl ve kalp” bedenin organları gibi müstakil birer varlık değillerdir.

Esas olan ruhtur. Ruh Allah’ın “şuurlu ve haricî vücut giymiş” bir kanunudur. Kalp, bir latife-i Rabbaniyedir. Bu latife için Üstadımız “mazhar-ı hissiyatı vicdan, makes-i efkârı dimağdır” ifadesini kullanır.

Soruda geçen cümle ile, namazda hem kalbin, hem aklın, hem de hissiyatın rahata kavuştukları ve insan için birer sürur kaynağı oldukları ders verilmektedir.

İnsan kalbinin ancak zikirle, yani Allah’ı anmak ve hatırlamakla tatmin olduğunu haber veren ayet-i kerimenin en ileri derecede masadakı namazdır.

“Neciyim, nereden gelip nereye gidiyorum?” sorularının cevabını arayan insan aklı, namaz ile Allah’a kul ve ebede yolcu olduğunu hatırlar. Bütün ihtiyaçlarını Allah’tan diler, bütün belaların şerrinden O’na sığınır. Bu ise ruh için en büyük bir rahat ve huzur vesilesidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...