Block title
Block content

"Namazın erkânı, Fütuhat-ı Mekkiye'nin şerh ettiği gibi, öyle esrarı hâvidir ki, her vicdanın muhabbetini celb etmek, namazın şe'nindendir." Cümlesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Namazın nasıl maddi bir kalıbı varsa, manevi bir kalıbı da vardır. Namazın maddi kalıbı; namazın farz ve vacipleri ve bunların itina ve güzelce yapılmasıdır. Manevi kalıpları ise; insanın manevi duygu ve latifelerinin namaz vasıtası ile harekete gelip tekemmül etmesidir. Namazın manevi sırları ve kalıpları, bir nevi, insanın maneviyatını terbiye eden birtakım disiplinler gibidir. Namaz öyle bir öz ve hülasadır ki, insanın bütün manevi azalarını hem besler, hem de cezbeder. Sırlardan maksat, insanın herbir cihaz ve latifesinin beslenip terbiye olmasıdır. Mesela; insanın kalbi namazda huşu ve huzur ile cezp olur ve bununla tekemmül eder.

Namazın en büyük erkanı; huşu ve huzurdur. Yani namazda iken Allah’ın huzurunda olduğunun farkında olunma halidir. Diğer rükünler rukü ve secde gibi, bunlar bu manaya yardım eden vasıtalar gibidir. Rüku ve secde gibi, namazların herbir rüknünün, insanları cezp etmesi mana olarak muhtemeldir. Herbir rükün için bir melek taifesinin olması meseleye işaret eder.

"Arkadaş! Namaz, kul ile Allah arasında yüksek bir nispet ve ulvî bir münasebet ve nezih bir hizmettir ki, her ruhu celb ve cezb etmek namazın şe'nindendir. Namazın erkânı, Fütuhat-ı Mekkiye'nin şerh ettiği gibi, öyle esrarı hâvidir ki, her vicdanın muhabbetini celb etmek, namazın şe'nindendir. Namaz, Hâlık-ı Zülcelâl tarafından her yirmi dört saat zarfında tayin edilen vakitlerde manevî huzuruna yapılan bir dâvettir. Bu dâvetin şe'nindendir ki, her kalb, kemâl-i şevk ve iştiyakla icabet etsin ve mi'raçvâri olan o yüksek münâcâta mazhar olsun."(1)

Namazın içinde yapılan hareketler ve okunanlar, alelade sıradan hareketler ve kıraatlar değildir. Onların her birisinde sayısız hikmet ve sırlar vardır. İşte her bir hareketteki bu sır ve hikmetler, insanın vicdanını ve ruhunu kendine çekiyor. Yani namaz içinde yapılan her hareketin kendine mahsus çekiciliği ve insanın ruh ve vicdanını mest eden halleri vardır. Bu çekici olan sırları ve hikmetleri İslam alimleri eserlerinde beyan etmişler. Üstad Hazretleri bu alimlerden Fütuhat-ı Mekkiye sahibi Muhyiddin İbn Arabiyi örnek olarak veriyor.

İnsan vicdanında çekilme kabiliyeti olduğu gibi, namazda ve içindeki rükünlerde de çekme kabiliyeti vardır. İşte çekme ve çekilme olunca arada cazibe oluşuyor. Namaz ile insan arasında bu cazibe noktaları çoktur. 

Mesela; insan Rabbi ile konuşmak ve ona halini arz etmek ister; bu vicdani ve ruhi bir gereksinimdir. Namaz ise hali arz etmenin ve konuşmanın en mükemmel aracıdır, bu yüzden insan ruhunda ve vicdanında namaza karşı bir iştiyak ve bir cezp olunma manası vardır.

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi, 3. ayet tefsiri

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: 3. âyetin tefsiri | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3812 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...