Block title
Block content

"Nardan, nurdan, ateşten, ışıktan, zulmetten, havadan, savttan, râyihadan, kelimattan, esirden ve hattâ elektrikten ve sair seyyâlât-ı lâtifeden..." cümlesini izah eder misiniz? Buradaki "seyyâlât-ı lâtife"yi nasıl analamalız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Nardan, nurdan, ateşten, ışıktan, zulmetten, havadan, savttan, râyihadan, kelimattan, esirden ve hattâ elektrikten ve sair seyyâlât-ı lâtifeden halk olunan o zîhayat ve o zîruhlara ve o zîşuurlara, Şeriat-ı Garrâ-yı Muhammediye (Aleyhissalâtü Vesselâm), Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, 'melâike ve cân ve ruhaniyattır' der, tesmiye eder."(1)

Bizim varlık telakkimiz, genelde kesif ve cismani varlıklardan ibarettir. Halbuki varlık sadece taş, toprak, ağaç gibi cismani ve kesif şeylere münhasır değildir. Varlığın çok muhtelif boyutları ve nurani kısımları da vardır. İnsan aklı ekseri maddi ve cismani şeylerle ülfet ettiği için, nurani ve latif varlıkları anlamakta ve kabul etmekte zorlanıyor. Halbuki aklın zahir nazarına bile görünen nurani ve latif varlık formatları vardır. Bunlardan yola çıkarak aklın tavrının üstünde olan nurani varlıkları kıyas yolu ile anlayabiliriz.

Mesela, kağıda yazılmış kelime ve lafız kesif ve maddi varlık sınıfındandır, kelimenin manası ve anlamı latif ve nurani varlık sınıfındandır. Nasıl gözle görünmeyen canlılar vardır, ancak mikroskop ile görünür, aynı şekilde soyut dediğimiz mananın da çıplak akıl ve göz ile görünemeyecek nurani ve latif varlıkları ve vücutları vardır. Belki bu nurani ve latif olan mananın vücudu maddi tartı ve ölçüler ile idrak edilemez, ama biz tartıp ölçemiyoruz diye de vücudunu inkar etmek mantıklı değildir.

Nasıl ham petrol rafineden geçince incelik ve kalınlık noktasında muhtelif sınıflara bölünüyor; zift ile uçak yakıtı arasında müthiş bir fark oluyor, ama hepside varlık noktasında ve boyutunda petroldür. Şimdi ziftin içinde kaybolmuş bir şuurlu canlıya uçak yakıtını tarif etsek anlamakta zorlanır, zira petrolün sadece zifte münhasır olduğuna inanıyor. Bu yüzden incelmiş olan uçak petrolünü aklına sığıştıramıyor.

Aynen petrol gibi varlıkların da çok muhtelif aksamı ve sınıfları vardır, bu varlıkların kimisi zift gibi, kimisi kalyak gibi, kimisi motor yağı gibi, kimisi incecik uçak yakıtı gibi vs... İşte kelime nasıl varlık aleminin bir boyutu ise kelimeye bağlı olan mana da varlık aleminin ince ve latif bir boyutudur. İşte Allah bu ince ve latif varlıklardan ince ve latif şuurlu varlıkları yaratabilir.

Soyut izafi bir kelimedir, cesede nispetle ruh daha soyut olarak durur, Allah’ın isim ve sıfatları da ruha nispetle soyut olur vs. Demek varlık alemleri içinde her bir varlık sınıfı bir altına göre soyut bir üstüne göre somuttur. Yoksa soyut varlık sınıfından olmayan yok anlamında değildir.

Cenab-ı Hak her varlık türünden şuurlu ve hayatlı mahlukları yaratabilir. Bu mahlukların ırki yapısı yaratıldığı şeye göre şekillenir. Topraktan toprak gibi kesif şeyler vücut bulur, ateşten ateşe münasip varlıklar yapılır, nurdan da nurani varlıklar yaratılır.

(1) bk. Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, Birinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...