"Nasıl ki, bir sultanın kendi hükümetinin dairelerinde ayrı ayrı unvanları ve raiyyetinin tabakalarında başka başka nâm ve vasıfları ve saltanatının mertebelerinde çeşit çeşit isim ve alâmetleri vardır." izah eder misiniz?

Soru Detayı

Dünya sultanlarının mekânla kayıtlı olmaları, yardımcılara muhtaç olmaları cihetinde bazı iltibaslar olabiliyor. Bu konuyu biraz teferruatlı olarak açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri bir padişahın farklı dairelerde ayrı isimlerle hükmetmesini Allah’ın isim ve sıfatlarının icraatına ve tecellilerine misal olarak veriyor. Allah’ın bin bir ismi vardır, her bir ismin tecelli ettiği bir daire, bir saha mevcuttur ve Allah her dairede o isim ve sıfat ile hatırlanır.

Temsili hakikate aynıyla tatbik etmek elbette mümkün değildir. Zaten, Üstad Hazretleri de “Güyâ o hâkim, her bir dairede, şahsiyet-i mâneviye haysiyetiyle ve telefonuyla mevcut ve hazırdır, bulunur ve bilir.” demekle bu noktaya bilhassa dikkat çekmiş oluyor.

Bu teşbihte esas olan nokta şudur: Bir sultan farklı dairelerde değişik icraatlarda bulunmakla ayrı isimlerle yâd edilir. Yani bir tek zâtın; sultan, halife, hâkim-i âdil gibi farklı isimler alması, bu dairelerde gördüğü farklı işler sebebiyledir.

Cenâb-ı Hakk’ın da farklı icraatları sebebiyle ayrı isimlerle yâd edilmesi buna benzetilmiştir. Yoksa bir sultanın ülkesini idare etmesiyle, Allah’ın bütün âlemlerdeki İlâhî tasarrufları elbette birbirine benzemez. Varlığı vacip ve bütün sıfatları mutlak kemalde olan Cenâb-ı Hakk’ın eşyayı sevk ve idare etmesi, bütün sıfatları sınırlı, iradesi cüz’î olan insanın ülkesini idare etmesiyle mukayese kabul etmez. Cümlenin başındaki “Güya” kelimesi bunu ders vermek için kullanılmıştır.

Kâinatın tümünde mükemmel bir nizam vardır. Bu da Cenâb-ı Hakk’ı bize, Âdil-i Hâkim ismi ile tanıtır. Yine kâinatın tümünde sonsuz hikmet tecellisi vardır. Allah her şeye nice hikmetler ve faydalar takmıştır. Bu da O’nu bize, Hakîm ismi ve unvanı ile tanıtır.

Bunun gibi, Allah’ın bütün isimleri ve sıfatları, iç içe daireler şeklinde, kâinatın tümünde tecelli ediyor. Allah, her bir dairede ayrı bir isimle tanınıp biliniyor...

Bilindiği gibi İlâhî isimler iki kısma ayrılır: Zatî isimler ve fiilî isimler.

Allah ismi, Vacibü’l-Vücud’un Zât’ına unvandır. Ama mesela, Hâlık ismi “yaratma” fiilinden gelir; Rezzak ismi "rızık verme" fiiline dayanır. Allah, bütün eşyanın yaratıcısı olduğu için Hâlık ismiyle zikredilirken, bütün canlıların rızıklarını vermesi cihetiyle de Rezzak ismiyle yâd edilir.

İnsanî sultanlar da yaptıkları farklı icraatlar sebebiyle değişik isimlerle anılırlar. Şu var ki, sultanlar ülkelerindeki her işi bizzat kendileri göremezler. Sadrazamdan valiye, kaymakamdan muhtara kadar çok insanlar, padişah namına ve onun emriyle iş gördükleri için sanki (güya) o işleri bizzat padişah yapıyormuş gibi, o işlerden doğan unvanlar padişaha atfedilir. Bu unvanların İlâhî isimlerden son derece farklı olduğu açıktır. Tek benzerlik, isimlerin fiillerden, yani icraatlardan doğmuş olmasıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...