Block title
Block content

"Nasıl ki sen âdi, küçük taşları Kâbeden daha ehemmiyetli ve Cebel-i Uhud’dan daha büyük desen, çirkin bir akılsızlık edersin..." Burada imanın "Kâbe"ye, İslamiyet'in "Uhud" dağına benzetilmesinin hikmeti ne olabilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İman, temel ve kök; İslam ise, bu temel ve kök üstüne kurulmuş bina ve ağaç gibidir. Temel ve kök, daima bina ve ağaçtan mukaddem ve mualladır. Bu yüzden iman Kâbe’ye, İslam Uhud dağına benzetilmiş. Malum Kâbe Uhud dağından daha faziletli, daha mübarek bir yerdir.

Hem de teşbihlerde asıl murat edilen birinci değil, ikinci manadır. Birinci mana yanlış bile olsa, ikinci mananın doğruluğu kafidir.

Mesela, bir adamın boyunun uzunluğunu ifade etmek için şöyle bir teşbih kullanılıyor: "Filanca adamın kılıcının kılıfı uzundur." Halbuki adamın ne kılıcı var, ne de kılıcının kılıfı bulunuyor. Şimdi birisi kalkıp; sen yalan söyledin, zira adamın kılıç ve kılıfı bulunmuyor dese, maksadı anlamamış olur.

Adamın uzun bir kılıcı ve buna uygun bir kılıfı olsa; ama boyu kısa olsa, o zaman ifade yalan olur. Zira bu atasözü boyun uzunluğunu ifade etme hususunda bir şiar, bir sembol olmuştur. Bu atasözü boyu kısa adamlara sarf edilemez. Bu atasözü ile ifade edilen mananın yalan veya doğru olması, birinci manaya değil; ikinci manaya göredir, çünkü atasözünü sarf eden kimsenin kastettiği birinci değil, ikinci manadır.

Birinci manaya takılanlar, genelde sathi ve zahiri kimselerdir, temsil ve teşbihin misyonunu anlamıyorlar demektir. Bu yüzden teşbih üzerinde değil, teşbih ile ifade edilen mana üzerinde durmalı ve ona odaklanmalıyız.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...